Son Yorumlar
Geyve'de iftar coşkusu
şu an görünen tek şey var murat kaya kendi geleceğini garanti altına a...
Yorumu Oku

Geyve'de iftar coşkusu
Ne olur barışın uykularımız kaçıyor.
Bir söz vardır FİLLER TEPİNİR KARINCALAR EZİLİR diye Zeki Toçoğlu ile ...
Yorumu Oku

Geyve'de iftar coşkusu
Mübarek Bir Ay Ramazandayız.
Böyle bir mübarek ay içersinde küslük olmaz iftar lar birlik ve berabe...
Yorumu Oku

Hayatta en çok babamı sevdim
Allah rahmeteylesin
Sizler gibi güzel insanlar ancak böyle sağlam ellerde yetişir. Çarşamb...
Yorumu Oku

Geyve'nin gururu Mehmet Bağcaz
geyve'li olarak gurur duydum
sayın Bağcaz; Ben Sadık Bağcaz'ın çocukluk arkadaşıyım.B.Saraçlı kö...
Yorumu Oku

 
Hayatta en çok babamı sevdim
Cumartesi, 01 Şubat 2014

Bir insanın anavatanı çocukluğudur, der psikologlar. Ne kadar doğru. Nereye gidersek gidelim, hangi mesleği seçersek seçelim, hangi konuma gelirsek gelelim, kaç çocuğumuz olursa olsun ondan kopamıyoruz. O da bir şekilde bizden kopmuyor. Hepsi yalan, sen büyüdün, kocaman adam oldun, kocaman insan oldun sözlerinin. Bir tarafımız hep bahar kalıyor, taze kalıyor, küçük kalıyor. Hep başımız okşansın istiyoruz sıcak ellerle, dillerle, gönüllerle.

Ve artık baba olan ben, bugün, içimdeki çocuktan ödünç aldığım cesaretle, size babamdan bahsedeceğim. Bu bir ilk olacak hayatımda. Yaşasaydı yazamazdım, izin vermezdi. Sevmezdi kendisinden bahsedilmeyi, övülmeyi, riya gibi gelirdi ona bu. Rahmete uğurladığımız hoşgörüsüne sığınarak ve ruhundan istimdat ederek yazıyorum. Ellerinden öpüyorum.

Herkesin unutamadığı sabahlar vardır hayatında. Kimi kuş cıvıltılarıyla uyandığı bir tatil sabahını unutamaz, kimi deniz dalgalarının âdeta periyodik bir ısrarla ‘’hadi kalk, hadi kalk’’ dercesine çıkardığı sesle gözünü açtığı sabahları… Ya ben? Kırk yaşından sonra okumayı öğrendiği Kur’an’ı bir daha elinden hiç bırakmayan babamın, her günaydınlığında eğildiği bu sayfalarda bulduğu huzuru yanık sesiyle dillendirerek evi meleklerle doldurduğu ruhanî sabahları unutamıyorum. Dindar insandı.

Değirmenimiz ve dükkânımız vardı. Bunlar, kul hakkına dikkat etmeyi gerektiren işlerdi. Zaman zaman, ‘’acaba, farkında olmadan, insanların hakkı bana geçer mi?’’ düşüncesiyle bu işleri bırakmayı düşündüğünün canlı şahidiyim. Hastalık derecesinde hassas ve dürüst insandı.

Meyve bahçesi olarak kullandığımız etrafı orman olan hemen hemen 200 dönümlük bir arazimiz vardı. Bu mülk dededen kalmaydı, ortaktı. Kadastro memurları, köyümüzden ve komşu köyden seçilip onlara rehberlik eden bilirkişiler ve dahi babam aylarca uğraştılar, bir Geyve’ye, bir bahçeye gittiler geldiler. Çocuk aklımla anlamam mümkün değildi olanları. Bir gün sordum, önce cevap vermedi, ama daha sonra kısaca özetledi yaşadıklarını. Rüşvet istemişler babamdan, çok da yüklü para değilmiş aslında. İtimat ettiği bir dostuna sormuş. Dostu; ‘’rüşvet alan da, veren de… ‘’ diye başlayan meşhur hadisi okumuş. ‘’Eğer rüşvet karşılığında o yer bizim olacaksa istemiyorum’’ dedi ve yaklaşık 200 dönümlük yer hazineye kaldı. Okuyamamış ve şair olamamış haliydi Mehmet Akif’in.

Bir ara muhtarlığa aday olması için çok ısrar edildi. ‘’Ben sana oy vermem baba’’, dedim, şaşırdı. ‘’Niçin?’’, dedi. ‘’Sen biraz fazla titiz ve dürüstsün de ondan’’ dedim. Düşündü, düşündü, düşündü, ‘’haklısın’’ dedi. ‘’Günümüz memurlarına iş yaptırmak için onların dilini bilmek ve konuşmak lazım, genç olmak lazım, sürekli koşuşturmak lazım’’ diye de ekledi. Mahçup bir insandı.

İlkokul mezunuydu, ama mükemmel bir yazısı vardı. Askerde bir komutan yazısının güzelliğini görünce, ‘’gel evlat’’ demiş ‘’bu ellere ot yoldurmaya yazık, seni çavuş yapalım…’’ Okumayı, okuduklarını, öğrendiklerini dostlarıyla paylaşmayı severdi. Hayatından ve okuduklarından dikkatini çeken noktaları, yerleri anlatmayı da. Benim anekdotlara olan düşkünlüğümün arkasında o varmış meğer.

Doğançay’da ayakkabı tamirciliği yapıyormuş. (Uzun Hikâye’nin çekildiği köy) Gün görmüş bir karakol komutanı varmış bu güzel kasabanın. Sürekli babamın dükkanına uğrar hal hatır sorar sohbet edermiş. Bir gün ayakkabısındaki küçük bir söküğü diktirmiş babama. Para uzatmış. ‘’Olmaz’’ demiş, babam. Oturmuş karşısına; ‘’bak’’ demiş ‘’Selahattin, buraya düşmanların ve seni sevmeyenler zaten gelmez, dostlarından da sen para almazsan, nasıl geçineceksin?’’

Bir de, kendisinden defalarca dinlediğim Hz. Musa ile ilgili bir kıssası vardı. Hz. Musa bir gün yolda yürürken pislikleri eşeleyen bir karga görür. Dönüşte aynı karga bu sefer Kur’an okumaktadır. (Babam Kur’an derdi ama bu başka bir kutsal kitap olmalı…) Bu duruma çok şaşırır Hz. Musa. Allah’a (c.c.) sorar nedenini/hikmetini bu durumun. Cevap çok ibretâmizdir: ‘’Âhir zaman ümmetini taklit ediyor ya Musa, âhir zaman ümmetini taklit ediyor.’’ Bilge insandı.

Düzenli maaş alabileceği bir işinin olmasını çok istemiş. Asker dönüşü girdiği sınavlardan hemen hepsini kazanmış ama polis olmayı tercih etmiş. Göreve başlamak için İstanbul’a yola çıkmış, yolda geçirdiği kaza onun iki sene yatağa mahkum yaşamasına neden olmuş. Tam bir trajedi olan bu kaza dilinden hiç düşmezdi. Bahsi bağladığı temel kavram hep; ‘’nasip’’ti. Mütevekkil insandı.

Geldik en önemli noktaya. Benim edebiyatçı olmamı hiç istemedi. Edebiyatçılar pek muteber insanlar değiller, zamanla kendilerinden, milletlerinden, kültürlerinden, dinlerinden koparlar… derdi sürekli. Şakayla karışık bir şekilde söylerdi bunu, ama ben çok alınırdım. Bir gün kitaplarımdan birini karıştırırken edebiyatın kırk birinci tanımıyla karşılaşmış; ‘’Edebiyat aynı zamanda boş söz ve palavra demektir.’’ Hep takılırdı bana, boş işle uğraşıyorsun diye. Gülmeyi seven insandı.

Kul hakkından, insanları incitmekten, borçtan ve ölümden çok korkardı. Ben ölümden o kadar korkmuyorum, çünkü biliyorum ki babaannem ve babam beni orada dört gözle bekliyorlar. Bekleyeniniz varsa bekletmemek lâzım. Beklemeyi sevmeyen insandı.


Muharrem Dayanc hakkındaki diğer yazılar
Gösterim: 3142 | E-posta

Yorumlar (12)
RSS Yorumlar
1. 01-02-2014 16:17
Teşekkürlerimle...
Üslubu, anekdotlarının farklılığı ve mahcubiyetiyle okuduğum en iyi baba özlemi yazısı. Can Yücel'in benzer başlıklı şiirinin, bir gün bir nesre yenileceğini tahmin edemezdim yüreğimde. Sizin de önce yüreğinize sonra da kaleminize sağlık Hocam. Saygılar.null
Yazar İmge (Misafir)
2. 01-02-2014 16:52
Yılmaz
Elinize sağlık Muharrem Hocam.. Yüreğiniz dert görmesin. Nasıl bir babanın evladı olduğuzu siz yansıtıyorsunuz zaten.. Hayırlı evlat.. Hem vatanına-milletine; hem de ailesine.. Çocuk, ailenin aynasıdır.. Anadolu insanının yanık hikayeleri.. Kendi yağıyla kavrulmak, ayaklarının üstünde dimdik durabilmek.. Ya kendi dairesi içinde döner, durur; veya zar-zor bir mektep okur, devlet kapısında iş bulur.. Biliyorum, değirmenle uğraşanlar hep kılı kırk yararlar, "kul hakkı geçmesin.." derler.. Hep ihtiyaç sahibini kollarlar.. Kimbilir kaç fakirin sofrasına ekmek koydu..  
Allah rahmet eylesin.. Mekanı cennet olsuni kabri nur ile dolsun..
Yazar F.Gürbüz (Misafir)
3. 01-02-2014 18:53
Yılmaz
arkadaşım etkileyici bir yazı. İnsan dönüp kendini yeniden bir yoklayıveriyor.Kırılgan bir ortamda sapasağlam ve dümdüzgün kalabilmek hele bunu eğilmeden, bükülmeden karşıya aşılayabilmek... Asıl mesele bu olsa gerek.
Yazar selmin bilik (Misafir)
4. 01-02-2014 19:40
Yılmaz
Selamün Aleyküm 
Muharrem kardeşim,Selahattin amca saygı duyduğumuz,güvendiğimiz ve bizim ve herkes tarafından sevilen amcamızdı.Saygın kimliğine yakışan ,arkasından dua edecek ve herkesin saygınlığını kazanmış evlatlar yetiştirmiştir.Allah mekanını cennet eylesin.Dünya durdukça Selahattin amca gibi,sizler gibi kardeşlerizin varlığı bizleri mutlu ve onure ediyor.Allah'a emanet olun
Yazar Recep Genç (Misafir)
5. 01-02-2014 20:21
teşekkür
beni çok duygulandırdınız hepinize çok teşekkür ediyorum. allah hepimizin ölülerine rahmet eylesin. amin.
Yazar muharrem dayanç (Misafir)
6. 01-02-2014 23:57
teşekkür
Sevgili hocam iznin olacağını düşünerek küçük bir ekleme yapacağım.Babanın ayakkabıcılık yıllarında sen ya doğmamıştın veya çok küçüktün.Eksik bilgilendirilmişsin besbelli;çünkü baban sadece ayakkabı tamircisi değil,iyi bir ayakkabı ustasıydı.Çok güzel ayakkabılar yapmıştır.Hem de hazır saya (ayakkabının deri kısmı) ile değil bizzat sayayı da kendi keser ve dikerdi.Ayakkabının altı gerçek kösele olur tahta çivilerle çakılırdı.  
Bunları nereden mi biliyorum? O benim hem dayım, hem de ustamdı.Yanında üç ay çıraklık yaptım,bugün elimden her iş geliyorsa onun da payı vardır.Nur içinde yatsın!
Yazar Mustafa Erbaş (Misafir)
7. 02-02-2014 00:54
Çok kıymetliydi...
Muharrem abi yazınızı ağlayarak okudum.Selahattin amcam hayatımda özlediğim ender insanlardan.Allah rahmet eylesin...
Yazar Sibel Boztaş İpek (Misafir)
8. 02-02-2014 09:04
teşekkür ve düzeltme...
Sibel çok teşekkür ediyorum. Siz de çok güzel bir aileydiniz. Biz de sizleri çok seviyor ve özlüyoruz. 
Mustafa Erbaş benim hem büyüğüm hem halamın oğludur. Fatma halamın oğlu. Asaleti bize sadece öğretmeyen, canlı olarak gösteren halamın oğlu. Babamın yanında çıraklık yaptığını hatırladım abi. Katkın için çok teşekkür ediyorum. Peki sen Almanya'da iken sana gönderdiğim o uzun mektubu hatırlıyor musun? 
Sen ne güzel insansın be Mustafa Abi, ellerinden öpüyorum.
Yazar muharrem dayanç (Misafir)
9. 02-02-2014 18:09
Muhterem Bir İnsandı
Muharrem abi, yazdıklarına tamamen katılmakla birlikte, baban Selahattin amca çok muhterem ve iyi kalpli biriydi,Allah taksiratını affetsin, mekanı cennet olsun, örnek alınacak ender insanlardandı. Sen ezelinden beri edebiyata meraklıydın, şayet Edebiyatçı olmasaydın bu yazıyı belki de yazmayacak ve bizler okuyamayacak, onu hatırlayıp arkasından hayır dualarımızı gönderemeyecektik.
Yazar Mucip ÖZ (Misafir)
10. 02-02-2014 19:06
teşekkür
çok teşekkür ederim mucip kardeş, güzel söz ve duyguların için.
Yazar muharrem dayanç (Misafir)
11. 04-02-2014 23:55
güzel soy
Muharrem Hocam,sizin güzel insanlığınız da aileden gelen etkiylede tanışmak çok anlamlıydı..burnumun direğini sızlatan bir yazıydı..paylaşmak istediğim çok kişi var.......
Yazar şebnem eriş (Misafir)
12. 18-06-2017 15:19
Allah rahmeteylesin
Sizler gibi güzel insanlar ancak böyle sağlam ellerde yetişir. Çarşamba'dan saygılar.
Yazar Süleyman çakır (Misafir)

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik Kodu:* Code
Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

Yazdır E-posta
 
 
 
© 2000-2016 Geyve.com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede kullanılan grafiklerin ikinci şahıslarca kullanılması yasaktır. Yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.