Son Yorumlar
"150 trilyon borç olduğu söyleniyor"
Belediyeci
BORC OLMADIGINI BELEDIYE DE BULUNAN MURAT KAYA BELGELEMELI YOKSA KOLAY...
Yorumu Oku

"150 trilyon borç olduğu söyleniyor"
Böyle haberleri inanmıyorum
Madam 150 trilyon borcu var belge koymamız gerekiyor vatandaşın önüne ...
Yorumu Oku

"150 trilyon borç olduğu söyleniyor"
BAŞKAN ATİLLA
BÖYLE TEMİZ DÜRÜST BİR ADAMI GEYVEYE KAZANDIRMAK BOYNUMUZUN BORCU. HAY...
Yorumu Oku

Geyveli Polis Barış Ulu hayatını kaybetti
Canım arkadaşım ;((
Yorumu Oku

Hastalar Geyve'ye sevk ediliyor
Olsada ne fark eder ki. Anlmayipda gonderiyorlar
Yorumu Oku

 
Boğazın Brezilyası: Karaçamspor
Cumartesi, 15 Mart 2014

Küçük yerlerin kendilerine göre küçük dünyaları ve küçük eğlenceleri vardır. Hafta içi herkes işinde gücünde olduğu için genelde bu eğlenceler hafta sonlarına sıkışır. Hele hele kar’la bereketlenen kış atlatıldıktan sonra baharla birlikte tabiat ve hayat âdeta yeniden keşfedilir. Cuma akşamından itibaren başlayan köy düğünleri, pazar günleri yerini futbol maçlarına bırakır. Komşu bir köyle veya şehirden bir takımla yapılan bu maçlar, bütün gençleri futbol sahasına çeker. Saha içinde on bir kişi ter döker, saha kenarında yüzlerce futbol sevdalısı. Öylesine cazip bir spor ve eğlencedir ki futbol, iyi top oynamak sosyal hayatta sizi bir üst seviyeye taşır. İyi futbol oynayamamak kusurmuş gibi algılanır böyle küçük yerlerde.

Futbolda başarı birbirini tamamlayan oyuncu gurubunun yakalanmasıyla (sinerji oluşturmakla) mümkündür biraz da. Yani takım olmakla. Biz buna nitelikli bir jenerasyonun yakalanması da diyebiliriz. Her zaman denk gelmez bu jenerasyon ve bizim gibi ülkelerde bu durum biraz da tesadüflere bağlıdır. Mesela; Trabzonspor’da Şenol, Turgay, Necati, Hüsnü, Ali Kemal; Beşiktaş’ta Metin, Ali, Feyyaz, Rıza, Fikret; Galatasaray’da Okan, Emre, Suat, Ümit, Hamza, Arif, Hakan; Sakaryaspor’da Oğuz, Aykut Yiğit, Aykut Kocaman, Turan, Serdar, Recep Çetin, Şenol Çorlu benim ilk aklıma gelenlerden. Adını saydığım bu takımlar yakaladıkları bu altın jenerasyonlarla ciddi başarılar elde etmişler, tabiri caizse bu oyuncuların katkılarıyla yıllarca ligin tozunu atmışlardır.

Niçin anlattım bütün bunları, konuyu doğduğum, çocukluğumu ve gençliğimi geçirdiğim köyün takımı Karaçamspor’a getirmek için. 1990’lı yıllar Karaçamspor’un altın yıllarıydı. Öyle bir jenerasyon yakalanmıştı ki, o takımı, o günkü haliyle yeniden kurmak mümkün olsa, bugün benim diyen birçok takıma kök söktürürdü Karaçamspor. Kalede Kenan Dayanç, Mehmet Özgül; sağ bekte Ahmet Mercan, Adil Yetim; sol bekte Nadir Dayanç, Bülent Keskin; stoper ve liberoda Karga Kemal, Erdal Dayanç, Kadir Dayanç, Mehmet Dardağan (Rahmetli), Hüseyin Demir, Bahattin Keskin, Emin Mercan, Recep Odabaş; orta sahada Kenan Karan, Günay Terzi, Ahmet Yavuz, Öcal Doğan, Metin Tuncer; forvette Sedat Dardağan, İsmail Toklu, Sadettin Keskin, Ahmet Özgül, Yüksel Yılmaz… Fakat bütün bu sporcular içerisinde jenerasyon kavramına cuk oturan üç genç vardı Karaçam’da; Bülent, Kenan, Yüksel. Hemen hemen aynı yaşta ve aynı mantalitede olan bu gençler Karaçamspor’un omurgasını oluşturuyorlardı. Omurga ifadesini rastgele kullanmadım; Bülent defansta oynar ve bu bölgeyi toparlardı. Kenan Beşiktaşlı Şifo Mehmet’in kopyesiydi, orta sahanın maestrosuydu. Üst düzey top tekniğiyle sahada akıl almaz işler yapardı. Yüksel, hem forvet hem santrafordu. Havada, karada ve denizde durdurulması zordu. Hava derken kafa topu, rövaşata ve voleyi, kara derken top sürme ve çalım becerisini, deniz derken yağmurlu ve çamurlu havalarda oyundan düşmemeyi kastediyorum.

Bu altın jenerasyon, bu jenerasyona katkı sağlayan diğer futbolcularla birlikte taş gibi bir takım oluşturup Karaçamspor’a büyük başarılar yaşattılar. Bahis sadece skorsal başarı olsaydı, inanın bence üzerinde durmaya değmezdi. Oynanan futbolun kalitesi, renkliliği, forma renklerinin sarı-yeşil olması (burada özellikle sarıyı vurgulamak istiyorum), maçlara köy halkının gösterdiği ilgi bu takımı ‘’Boğazın Brezilyası’’ yapmıştı. (Karaçam, Geyve Boğazı’nın başladığı yerdedir. Karaçam Köyü ile Alifuatpaşa arası bu bölgede yaşayanlarca ‘’Boğaz’’ olarak isimlendirilir.) Gençlik yıllarımdan çok net hatırlıyorum bu algıyı ben. Geyve’de hemen her yıl düzenlenen Kaymakamlık turnuvasına, sadece Karaçamspor’u seyretmek için gelen birçok seyirci biliyorum. Anlayacağınız takımın ayrı bir havası ve tılsımı vardı. Merak edenler için hemen söyleyeyim, herhangi bir ciddi maçta, (amatör kümedeki maçlarla resmi turnuva maçlarını kastediyorum), bana bu takımın formasını giymek nasip olmadı. Bunu sitem etmek için yazmıyorum, bu takımda oynamak benim boyumun ölçüsünü aşıyordu.

Diyeceksiniz ki bu altın jenerasyon futboldan ekmek yiyebildi mi? Bu soruya olumlu cevap vermeyi çok isterdim... Evet, amatör takımlarda oynadılar, içlerinde profesyonel olanlar oldu, fakat hep beton duvar çıktı bu gençlerin karşısına: Altyapı eksikliği ve sosyal yetersizlikler. Normal şartlarda çok rahat Avrupa’ya açılabilecek bu çocuklar Karaçam sınırlarının dışına çıkamadılar. Belki önlerinde bir örnek, ellerinden tutan bir büyük olsa işin rengi değişecekti, ama hayat bazen bizimle birlikte akmaz, dışımızda ve bize rağmen akar-gider, istesek de müdahale edemeyiz.

Bir sonraki jenerasyonda Karaçamspor’un Türk futboluna hediyesi Ahmet Yavuz’du. Hem fizik, hem teknik, hem sürat, hem dayanıklık, hem de ahlak bakımından kusursuz bir genç olan Ahmet, profosyonel oldu ve bir süre Sapancaspor’da top oynadı. İnsan güzeli olan bu hemşerimi ilgiyle takip ettim ve itiraf edeyim ki hep üç büyüklerden birinde futbol oynamasını hayal ettim. Yine Sakarya’nın çocuğu olan Tuncay Şanlı’dan daha yetenekli buluyordum onu. Ama Ahmet Sapanca’dan İstanbul’a bir türlü atlayamadı.

Hiç unutmam, Sapancaspor’un Fenerbahçe ile yaptığı hazırlık maçı sonrasıydı. Ahmet’le karşılaştık. ‘’Ne oldu maç’’ dedim, ‘’yenildik abi’’ dedi. Skor yanlış hatırlamıyorsam 3-0’dı. Sonuç umurumda değildi, beni Ahmet’in maça ve kendisinin maçtaki durumuna getireceği yorum ilgilendiriyordu. ‘’Fenerbahçe ile Sapancaspor, veya bir başka ifadeyle seninle Fenerbahçeli bir futbolcular arasındaki fark neydi?’’ dedim. Düşündü Ahmet ve çok da güzel bir cevap verdi. ‘’Kendilerinden eminler, kendilerine bizden daha çok güveniyorlar ve yere daha sağlam basıyorlar, bunların dışında bir fark yok abi.’’ ‘’Anladım’’ dedim. Ahmet aslında diyordu ki üst düzey bir takım ve bu takımın oyuncularıyla bizim aramızda psikolojik (mantalite) farklar var, bir; fiziksel(bedensel) farklar var, iki. Bunlar kapatılabilirdi bence, ama bu mümkün olmadı. Ahmet kırkına merdiven dayadı şimdi ama hâlâ Karaçamspor’da gençlere ağabeylik yapmaya devam ediyor.

Bayramlarda, uzun süren resmi tatillerde futbol turnuvaları düzenlenir Karaçam’da. Amatör kümede top koşturmaya devam eder Karaçamlı gençler. Futbol eskiden olduğu gibi yine tutkudur bu köyde, ama bu köy, diğer konularda olduğu gibi futbolda da henüz kabuğunu kıramadı. Bu biraz da bakış açımızı değiştirmekle ilgili bir durum. Bedenimizi veya başımızı farklı yöne çevirmekle olmuyor bakış açımızı değiştirmek, geliştirmek. Zaman istiyor, emek istiyor, eğitim istiyor, fedakârlık istiyor…

Velhasıl, geçmişte bir Karaçamspor’umuz vardı ki hayali cihan değer.


Muharrem Dayanc hakkındaki diğer yazılar
Gösterim: 2383 | E-posta

Yorumlar (5)
RSS Yorumlar
1. 15-03-2014 12:48
Toklu
Abi cok güzel bir yazı eline yüreğine saglık ...
Yazar Muharrem (Misafir)
2. 18-03-2014 22:50
KALEMİNE SAĞLIK
TEK KELİMEYLE MÜKEMMEL BİR YAZI HER KÜÇÜK BİR KÖYÜN VEYA BİR YERİN BİLİNMEDİK SAFANE HİKAYELERİ VARDIR.
Yazar KENAN KARAN (Misafir)
3. 19-03-2014 10:43
Teşekürler
Muharrem abi güneşli bir İstanbul sabahında çok güzel zamanları okudum sayende, duygular çok karmaşık hüzünlü bir mutluluk hissi çok garip ellerine sağlık.
Yazar Ahmet Boztaş (Misafir)
4. 15-03-2019 13:15
Ellerine sağlık abiii
Abi herşeyi çok güzel ifade etmişsin.ben çok eskide ki maçları yaşım itibarıyla göremedim ama o yazmış olduğun abileri tanırım yakından ve gerçekten anlattgin kadar vardır. Ellerine ve yüreğine kalemine sağlık Muharrem abiii....
Yazar Yasin Avcı (Misafir)
5. 16-03-2019 01:07
Karaçam spor
Selamun aleykum karaçam spor çocukluğumun takımı taraftarı olduğum heyecanla maçlarını takip ettiğim ve seyrettiğim. Bi ayrıntıyı atlamışın sanırım bu adem hoca güzel günler karaçam sporu bekliyor inşallah
Yazar Mağlıç (Misafir)

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik Kodu:* Code
Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

Yazdır E-posta
 
 
 
© 2000-2019 Geyve.com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede kullanılan grafiklerin ikinci şahıslarca kullanılması yasaktır. Yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.