Son Yorumlar
Yusuf Baran'ın evlat acısı
Merhumeye Allah'tan rahmet, kederli Yusuf Baran ailesine ve yakınların...
Yorumu Oku

İl Orman Müdürü Geyve'deydi
İzah
Bölge müdürünün eli cebinde.. Yorum size ait...??
Yorumu Oku

Pamukova'da tarihi gece
EKMEKÇİ
GEYVELİ İDARECİLERİN SİYASİLERİN BUNU YAPMAYA AKILLARI ERMİYOR HER HAL...
Yorumu Oku

Geyve'de 29 Ekim coşkusu
cumhuriyet ruhla yaşatılır.
Pamukova 29 ekim cumhuriyet bayramını halkla beraber fener alayı düzen...
Yorumu Oku

Pamukova'da tarihi gece
HELAL OLSUN
Helal olsun Pamukova'ya kıskandım yemin ederim.
Yorumu Oku

 
Dünden bugüne
Salı, 14 Nisan 2015

Sanki dün gibi, oysa aradan altmışaltı yıl geçmiş. İlk günümü hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde Edirne-Karaağaç istasyonuna vardığımda bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda etrafımı şaşkın şaşkın incelerken, aynı trenden inen insanların sadece ben olmadığımı anlamakta güçlük çekmedim.

Ellerinde tahta bavulları ile daha sakalı çıkmamış pek çok genç ile tren yolculuğu yaptığımı gördüm. Yağmurlu ve soğuk olan havaya rağmen hiçbirimizin üzerinde palto ya da pardesü yok. Belli ki hepimiz, esnaf, memur ya da çiftçi çocuklarıyız.Görünürde hiçbirimiz, diğerimizden farklı koşullarda değil. Dar gelirli aile çocuklarıyız.

İstasyon binasının saçak altında yağmurun azalmasını, dinmesini beklerken birbirimize bakıştık. Kimse, kimseyi tanımıyor. Herkeste bir ürkeklik ve çekingenlik var. Ürkerek de olsa birbirimize sokulduk, tanıştık. Belli ki hiç birimiz daha önceden Edirne'ye gelmemiş, yabancısıyız buraların.

Çok geçmeden gurbet ellerine, ayni amaç için düştüğümüz anlaşıldı. Yağmur azalacağına daha da şiddetlendi. Soğuk hava içimizi kazıdı. Birbirimize daha da sokulmak zorunda kaldık. Bir süre bekledik. Ne gelen var ne de giden. Ortalık ta daha ağarmamış.

Sabah ezanının okunması ile birkaç yaşlıyı görür gibi olduk. "Edirne burası mı?" diye sorduk. Aldığımız yanıt "Hayır burası Edirne'nin istasyonu, şehre gidecekseniz ileride yolcu bekleyen faytonlara gitmeniz gerekiyor. Acele edin, daha hayli yolunuz var"..

Sanki sözleşmiş gibi hep birlikte faytonlara doğru yöneldik. Biz, "Edirne Erkek Öğretmen Okulu'na gitmek istiyoruz" deyince faytoncular ‘’Gelin bakalım gençler, binin faytonlara" yanıtı ile faytonlara dörder, beşer kişi bindik. Faytonlar arka, arkaya yola dizildiler, sanki düğün alayı gibi. İlk heyecan ve telaş geçince konuşmaya başladık. Rahatlamıştık. Balıkesir'den, Çanakkale'den, Manisa'dan, Muğla'dan.. şuradan buradan gelen öğretmen adayları olduğumuz ortaya çıktı.

Şiddetli yağış ve soğuğun da etkisi ile biraz daha sokuluyoruz birbirimize. Fayton yolculuğumuz süresince sohbetimiz koyulaştı, sanki aynı kasabadan gelen ve aynı okuldan mezun olmuş arkadaşlar gibi olduk. Kardeşliğimiz faytonda başladı. Haydi koparabilirsen kopar, ayırabilirsen ayır bakalım bizi birbirimizden. Bu birliktelik, dostluk ve güvenirlilik sürdü gitti ta ki bugüne kadar. Yarınlarda da bir değişiklik olacağını sanmıyorum.

Merak ediyoruz; "Edirne nasıl bir Şehir, Yeni Okulumuz nasıl, yuvamız nasıl". İrfan ordusuna katılıyoruz. Heyecanlıyız ama çok ta mutluyuz. Bugünden itibaren sürecek olan üç yıllık beraberliğimiz gurbetteki ilk günümüzde başladı bile. Bu üç yıl içersinde nelerle karşılaşacağız, acı ve tatlı günlerimiz olacak, akacak göz yaşlarımız sevinçten, mutluluktan ve üzüntüden mi, akacak bilemiyoruz.

Tunca ve Meriç nehirlerinin üzerindeki tarihi köprülerin üzerinden geçiyoruz. Selimiye Camii görkemli haşmeti ile görünüyor. Ortalık ışımaya başladı. Edirne yıllarca Osmanlı'ya başkentlik yapmış bir serhat şehri.

Şehir içine girdiğimizde etrafı seyrediyoruz, başımızı bir sağa, bir sola döndürerek film izler gibi etrafı gözetliyoruz. Edirne görünüşe göre güzel bir Şehir. Faytoncuya "Öğretmen Okulu şehrin içinde mi?" diye soruyoruz. "Geldik sayılır, beş dakika sonra sizi Okulunuzun kapısında indireceğim" yanıtına seviniyoruz. Faytondan iniyoruz, büyük bir bahçenin ortasındaki görkemli Okulumuza doğru yürüyoruz. Etrafta kimsecikler yok. Yirmi beş, otuz kişiyiz, Bina giriş kapısının zilini çalıyor ve açılmasını bekliyoruz. Hepimiz heyecandan ölecek gibiyiz. Az sonra aramıza başka araçlarla gelenler de katılıyor. Büyük bir grup oluyoruz, tanışıyoruz, konuşuyoruz…

Kapının açılması ile kendimizi İrfan Ordusunun içinde buluyoruz. Üç koca yılı dolu dolu geçirdiğimiz yuvamızda nesli tükenmiş, bilgili, becerili ve gerçek anlamda Atatürk İlkelerine bağlı Yurtsever Öğretmenlerimizin tezgahında yoğuruluyoruz.

Yıllar ne çabuk geçiyor dün Öğretmen adayı olarak girdiğimiz bu yuvadan bugün Genç ve heyecanlı Öğretmen olarak mezun oluyoruz. Birer misyoner gibi yurdumuzun Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki bizi bekleyen, bizden feyiz almak isteyen yurt çocuklarının yanında buluyoruz kendimizi.

Hepimiz mutluyuz. Görev yerlerinin yetersizliği, yetkililerin ilgisizliği moralimizi bozmuyor. Olumsuz şartlar bizim için hiç de önemli değil. Moralimiz çok yüksek. Kendimizle rekabet edercesine yılmadan çalışıyoruz. Edirne Öğretmen Okulu’undaki öğretmenlerimizce bize üç yıl boyunca; Çok çalışmayı, asla pes etmemeyi, mücadeleyi ve zaman içersinde eğitim ve öğretimde asla yerinde saymamayı, hamle yapmayı değişik makamları hedef etmemiz sürekli olarak telkin edildi. Hep hedef büyüttük.

1950-1951 ve 1951-1952 yılı mezunlarının bugününe baktığımızda Milli Eğitim’in bütün kademelerinde, yurt içi ve dışında üst düzeyde çalışanlarımız, yerel yönetimlerde Belediye Başkanlıkları, parlamento da milletvekilliği yapan kardeşlerimiz, üniversitelerde profesör olarak hizmet yapanlarımız, Hukuk Fakültesini bitirerek avukatlık hakimlik ve savcılık yapan arkadaşlarımız olduğu gibi, özel sektörde başarılı yöneticilerimiz, ticaret ve sanayide kendini tüm Türkiye’ye kabul ettirmiş arkadaşlarımız başarılı işadamlarımız hep bu 250 idealist öğretmen arasından çıktı.

Bizler aslımızı hiçbir zaman unutmadık. Yaşımız ilerlese de birlikteliğimiz, paylaşımımız ve birbirimize hitabımız hiç değişmedi. Dün ne ise bugün de o'yuz. Aramızda hiçbir zaman kopukluklar olmadığı gibi sınıf farkı da yaratmadık.

1976 yılından itibaren yurdumuzun değişik kentlerinde topluca buluşuyor ve geçmişi yad ediyoruz. Bugün Ak saçlı delikanlılar olarak maalesef sayımızı aynı tutamadık, çok fire verdik. Ölenleri her zaman anıyor ve gönlümüzde yaşatıyoruz.

2015 yılına geldik. Geleneksel olarak yaptığımız toplantılarımızı bu yıl Bodrum Bitez Garden Life Hotel'de yapacağız. 1-3 Mayıs 2015 tarihlerinde bir arada olacağız.

Başlangıçtan bugüne 250 gençten geriye kalan Ak saçlı delikanlılar olarak bir araya geldiğimizde görev ünvanlarımızla değil, 65-66 yıl önceki dille konuşuyoruz. Astlık, üstlük bizim felsefemizde yok. Üzüntü ve sevinç, acı ve tatlı, başarmak ve gururlanmak ortak paydamız.

Yaşadığımız sürece bu sevgi, bu beraberlik Edirne Erkek Öğretmen Okulu ruhu silinmeyecek. Kendimizle ne kadar gurur duysak azdır. Galiba biz farklı yetişmişiz. Rahmetli hocamız arkadaşımız Beden Eğitimi Öğretmenimiz Nedim Hızlılar, ne zaman bir araya gelsek bize "Çocuklar siz farklı öğrencilerdiniz seçilerek öğretmen okuluna geldiniz" sözleri gerçeği yansıtıyor.

Biz farkımızı ölene kadar da sürdüreceğiz. Geride bıraktıklarımız bizimle ne kadar gurur duysa azdır…

İLHAN BAYKAL (Nisan 2015)


İlhan Baykal hakkındaki diğer yazılar
Gösterim: 2421 | E-posta

Yorumlar (1)
RSS Yorumlar
1. 14-04-2015 17:30
YÜREĞİNİZE SAĞLIK HOCAM,NİCE 65-66 SENELERE SAĞLIK VE MUTLULUKLA...
Yazar VECİHİ (Misafir)

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik Kodu:* Code
Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

Yazdır E-posta
 
 
 
© 2000-2019 Geyve.com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede kullanılan grafiklerin ikinci şahıslarca kullanılması yasaktır. Yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.