Son Yorumlar
Kadir Tokta vefat etti
Başsağlığı
Allah rahmeti ile muamele etsin.. Nur içinde yat. Abine ve o çok se...
Yorumu Oku

Elma ailesinin baba acısı
başsağlığı
şeref bey,babanıza allahtan rahmet dile ,sizlere sabırlar dilerim.Nur ...
Yorumu Oku

Belediye Başkanları adaylık çalışmalarına başladı
Murat kayamı belediyeye yani biz vatandaşlara ait olan belediye parkın...
Yorumu Oku

Atilla Zeytinoğlu dede oldu
Rab analı babalı büyütsün.
Yorumu Oku

Memiş Kaya vefat etti
Ruhun şad mekanın cennet olsun ağabeyim. Kaya ailesine de baş sağlığı ...
Yorumu Oku

 
Selanik'te 19 Mayıs
Pazar, 20 Mayıs 2018

SELANİK'TE 19 MAYIS

4 Yıl süren 1. Dünya Savaşı’ndan yenilmiş olarak çıkıp, 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayarak, İtilaf Devletlerine teslim olan Osmanlı Devleti, antlaşma gereği ordularını dağıtmış, silahlarını toplayıp teslim etmiş, limanlarını, gemilerini, demir yollarını ve daha neyi varsa teslim etmiş, düşman bununla da yetinmeyip antlaşmanın 7. Maddesine dayanarak yurdumuzun birçok yerini işgal etmiştir.

 İstanbul’da İngiltere Fransa, İtalya ve Yunanlılar, Antep, Maraş ve Urfa bölgesi Fransızlar. Antalya, Muğla bölgesi İtalyanlar, Doğu Anadolu’yu Ermeniler işgal etmiş ve herbirinini yanında Amerikalılar.

İç Anadolu Bölgesinde henüz işgal edilmemiş küçük bir bölge.

Bu şartlarda 16 Mayıs günü İstanbul’dan Samsun'a yola çıkıp, 19 Mayıs 1919 günü İstiklal için ilk adımı atmıştı.

16 Mayıs’ta İstanbul’dan hareket etmeden 1 gün önce Yunan ordusu İzmir’i işgal etmiş Hürriyeti ve İstiklali yakarak yayılmaya başlamıştı.

19 Mayısta Samsunda atılan ilk adımdan sonra sırasıyla Havza da görüşmeler yapıp, Amasya’da bir genelge yayınlayarak Sivas’ta bir kongre tertipleyecek, bu arada Erzurum’da düzenlenen kongreye katılan Mustafa Kemal Paşa doğu illerini Ermeni işgalinden kurtarabilmek için çareler arayan doğu illerimizin temsilcilerini de ‘’ Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır’’ diyerek yanında alan Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresinden sonra 23 Nisan 1920'de TBMM’yi açmayı başararak, Kurtuluş Savaşı için önemli bir mesafe kat etmiştir. Anadolu’nun her yerinde Türk Milleti düşmana mukavemet göstererek işgalin yayılmasını önlemiş, düşmanın karşısına efeler, çeteler ve eli silah tutan kahraman vatan evlatları çıkarak Yunan kuvvetlerini yavaşlatmış, yer yer durdurmuştur.

Düzenli ordu kurulmasıyla artık düşmanın karşısına ordumuzla çıkarak 1. İnönü ve 2. İnönü Zaferleri elde edildiyse de kesin sonuç alınamamış, Ankara yakınlarına Polatlı ya kadar ilerlemeyi başaran Yunan kuvvetleri , Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığı’nda 22  gün 22. Gece süren Sakarya Meydan savaşında ağır bir yenilgiye uğrayan Yunan kuvvetleri geriye çekilerek Afyon bölgesinde tutunmayı başarmıştır.

Hazırlıklar tamamlandıktan sonra 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruzu başlatan Türk Ordusu Mustafa Kemal Paşa’nın Başkomutanlığında 30 Ağustos günü zaferi kazanmış ve bir kısmı esir alınıp bir kısmı imha edilen Yunan kuvvetleri ölülerini arkada bırakarak İzmir’e doğru kaçarken Türk Ordusu da arkalarından amansız bir takiple 9 Eylül günü İzmir’de denize dökülmüştür.

Bunda sonraki süreçte Türk Ordusu’nun kazandığı büyük zafer sonucu Mudanya Ateşkes Antlaşması yapılmış, daha sonra da Lozan Barış Antlaşması yapılarak yeni bir devlet kurumuştur. Sonrasında Cumhuriyette ilan edilerek Türkiye Cumhuriyeti adını almıştır.

Anadolu da yayılan Yunan işgali sırasında Anadolu da yaşayan yerli Rumlar neredeyse bin yıldan beri beraber yaşadıkları aynı köyde, aynı şehirde, aynı mahallede Türklere karşı acımasız bir katliama girişen Yunan kuvvetleriyle işbirliği yaparak bin yıllık barışı bozmuş artık bir arada yaşamayı imkansızlaştırmıştır. Eski barış ortamının bir daha pek mümkün olmadığı  bir realite oluşmuştur. Bunu çok iyi anlayan Yunanlılar Lozan barışında nüfus değişimi (mübadele) istemiş ve Türk tarafı da bunu kabul ederek  Türkiye'deki Rumlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki Türkler de Türkiye'ye gelmişlerdir.

İstanbul ve Adalar'daki Rumlar ile Batı Tarakya’daki  Gümülcine bölgesindeki Türkler mübadelenin dışında bırakılmıştır. Bu mübadelede Selanik'teki Türkler  Ege bölgesindeki ve Marmara bölgesindeki illere yerleştirilirken, Trabzon bölgesinden gönderilen Pontus artığı Rumlar da daha çok Selanik şehrine yerleştirilmiştir.

İnsanın hayatında ölümden, işkenceden sonra en ağır vaka doğup büyüdüğü, kendine yurt edindiği toprakları terk etmek zorunda kalmasıdır. Dolayısıyla her iki taraf da bu bakımdan büyük acılar yaşamıştır.

Mübadele gereği yerlerini, yurtlarını, evlerini , barklarını terk etmek zorunda kalan bu insanların büyük çoğunluğu doğduğu toprakları bir daha göremeden oralara hasret bir yaşam sonucu bu dünyadan göçüp gitmişlerdir. Fakat iki devletin anlaşması sonucunda yapıldığı için mübadele sineye çekilmiş, zor da olsa kabullenmek zorunda kalınmıştır.

Yunanistan ile Türkiye arasında bazı başka sorunlar devam ederken bu mübadele sonrasında vatanlarından ayrılarak yeni vatanlarında yerleşen insanlar da her iki devlet için de bu mesele kapanmışken 1987 yılında bir gurup Yunan milletvekili Yunan meclisine bir tasarı getirmişler bu tasarıya göre 19 Mayıs  tarihi Trabzon bölgesinden mübadele sonrası Selanik’e yerleşen Rumlar için sürgün yıldönümü olarak kabul edilmesi ile ilgili verilen bu yasa tasarısı maalesef Yunan Parlementosu tarafından kabul edildi ve kanunlaştırıldı.

Yunanlılar o tarihten beri her 19 Mayısta Selanik’te Atamızın doğduğu zamanların en çok Türk'ün yaşadığı şehirlerden biri olan ve İzmir'e çok benzeyen, hala buram buram Türk kokan, adını her söyleyişte bize iç çektiren Selanik'te sahildeki gözetleme kalesindeki meydanda ve yol boyunca büyük kalabalıklar oluşturarak, en önde belediye başkanları, valileri ve devlet erkanı ile Selanik'teki bütün papazların katılımı ve duaları ile arkalarında büyük bir halk kitlesiyle ellerinde yaktıkları meşaleler ve Yunan bayraklarıyla büyük bir yürüyüş gerçekleştiriyorlar. Bu büyük yürüyüşü de Trabzon bölgesinden mübadele gereği Selanik’e yerleştirilmiş olan Pontus Rumlarının sözde sürgünlerinin yıldönümü olarak anma yürüyüşü yapıyorlar.

1987 yılında bu tasarı kanunlaştıktan beri Türk hükümetleri, Selanik'teki büyük elçiler, Türk dışişleri bunun farkında değil midir. Türk dışişleri yetkilileri ve hükümetlerimiz bu kanunun iptali için girişimlerde bulunmuş mudur. Yunan devletinin isteği ile iki ülke arasında anlaşmalar ile gerçekleştirilen mübadele gereği Selanik'e yerleştirildikleri halde bunu sürgün olarak nitelendirip Yunan halkına böyle öğretilirken bunları engelleyemediysek bile devletler arasındaki ilişkilerde mütekabiliyet esası gözetilmesi gerekirken, Türkiye’nin de Yunanlılara cevaben Selanik'ten mübadele sonrası gelen Türklerin de geliş tarihi veya uygun görülen bir tarihi Selanik sürgününün yıldönümü olarak kabul edilip kanunlaştırılması gerekmez miydi?

Acaba devleti yönetsin, bizleri temsil etsin, ulusal ve uluslararası alanda haklarımızı korusun diye seçip meclise gönderdiğimiz milletvekillerinin kaç tanesinin bu olaydan haberi vardır.

Mübadelenin tarihi 19 Mayıs olmadığı halde neden 19 Mayıs’ı sürgün olarak kabul etmelerini ise, bütün bu sonuçların sebebini Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla başlayan sürecin bir sonucu olduğu için bu tarihi seçtiklerini de açık açık söylüyorlar.

Bu mevcut durumu kamu oyunun bilgisine sunar, yetkililerden bu duruma cevaben Selanik sürgünü adı altında Yunanlıların yaptığının aynısı bir karşılık beklentimiz 1987'den beri devam etmektedir. Türk Milletinin bilgisine sunarım.

‘’NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE’’

Ali ÇETİNKAYA

 

 

 

 

 

Ali Çetinkaya hakkındaki diğer yazılar
Gösterim: 373 | E-posta

İlk Yorumu Siz Yazın
RSS Yorumlar

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik Kodu:* Code
Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

Yazdır E-posta
 
 
 
© 2000-2016 Geyve.com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede kullanılan grafiklerin ikinci şahıslarca kullanılması yasaktır. Yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.