20 yılda Geyve büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi

20 yılda Sakarya’da Geyve büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi Sakarya Ticaret Borsası (STB) Başkanı Adem Sarı, "Organize sanayi bölgeleri şehrimizde çok artmaya başladı. Ziraat odalarının raporuna göre, 1996'dan 2016'ya kadar 20 yılda Sakarya'da Geyve büyüklüğünde tarım arazisi maalesef kaybedilmiş durumda. 80'li yıllarda Adapazarı Erenler'den başlıyordu, Kuzey Terminal'de bitiyordu” dedi.

20 yılda Geyve büyüklüğünde tarım arazisi kaybedildi
09 Mayıs 2021 - 15:03
Reklam
“Tarım olmazsa sanayi de olmaz. Ancak tarım alanlarını bozmadan sanayi olacak”

ESNAF PANDEMİDEN ETKİLENDİ

Sakarya Ticaret Borsası (STB) Başkanı Adem Sarı, tarım ve sanayi hakkında gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Sarı, “Ticaret Borsası’na üye olan çiftçiler genellikle mısır, fındık, patates ve soğan ticareti yapıyorlar. Bunun ticaretini yapan esnaflar koronavirüsten etkilendi. Fiyatların aşırı derece yükselmesi, dengesizleşmesi esnafımızı etkiledi. Piyasanın genel gidişatı vardır. Genel gidişatına göre o işletme bir pozisyon alır. Ama piyasanın inişli-çıkışlı olmasından dolayı esnafımızı zora soktu. Pandemi olmasa da, zaten tarımla uğraşan çiftçimizin sorunları vardı. Tarımın Türkiye’de yapı itibari ile sorunu var, geçmişten gelen yapısal sorunlarımız var. Bunların bir şekilde kökten planlarla halledilmesi gerekiyor. Plansız üretim yapıldığı zaman sıkıntılar yaşanıyor. Örneğin bir yıl patates iyi para yapıyorsa, seneye bütün çiftçiler patates ekiyor. Burada devlet pazar garantisi vererek planlama yapmalı. Çiftçimize pandemide tarlalarına gitmeleri için izin verildi. Örneğin ayva üreticisi ağaçtan ayvayı toplamama gibi bir şey olmadı. Tarım konusunda pek fazla engel olmadı” dedi.

GEÇİNME ŞANSI YOK

Başkan Sarı, “Çiftçiye çok yüksek faizli kredi verilmesini ben uygun bulmuyorum. Her zaman söylerim. Çiftçi üretmediği, üretemediği zaman tarım kredi de, ülke de ayakta kalmaz. Ben insanın beyninin midesi olduğuna inanlardanım. Mide doymadığı zaman ne üretebiliriz, ne yazabiliriz, ne düşünebiliriz, ne okuyabiliriz. Hiçbir şey yapamayız. Kan şekerimiz düşer, agresifleşiriz. Tarımın Türkiye’de yapısal sorunları var. Araziler küçük. Eskiden bir aile mısır tarlasında 100 ton mısır üretimi yapıyordu. Şimdi 10 ton mısır toplayabiliyor bir aile. 10 ton mısırla geçinme şansı yok,  bunların bir şekilde planlanıp düzenlenmesi lazım” ifadelerini kullandı.

TARIM OLMAZSA OLMAZDIR

Sarı, “Sakarya’da seracılığa ağırlık vermeye başladılar. İklim değişikliğinden dolayı buranın 30 yıl sonra Antalya iklimine benzeyeceğini söylüyorlar. Tabii ki çiftçiye destek verilmesi lazım. Tarım olmazsa olmazdır. Dünyada yaşayan her insanın midesini doyuran tarımsal üretimdir. Çiftçiye destek verilmeli, ama doğru verilmeli. Gerçek çiftçiye verilmeli. Çok söyledim alan bazlı değil, kaliteli ürüne göre destek verilmeli. Çiftçi teşvikini aldığı zaman heyecanlanacak, bahçesine daha iyi bakacak, kaliteli ürün çıkaracak. Şimdi ekilmeyen araziye devlet destek veriyor. Vatandaş tarlasını ekmemiş ve siz o vatandaşa para ödüyorsunuz, boşa gidiyor. Desteği verdiğiniz zaman üretim bazında karşılığını almanız gerekir. Bu da tabii devletin işi” dedi.

TARLALARIN PEŞİNE DÜŞTÜLER

Başkan Sarı, “İnsanlar artık tarlalarını satmaya başladılar. Gençler artık tarlada değil, fabrikalarda çalışmaya başladılar. Yıllardan beri bu konu hakkında dertleniyoruz. Dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz. Bunun nedeni Türkiye’de çok partili sisteme geçildiğinden beri dünyada moda olan bir sanayileşme, şehirleşme, modernleşme çabaları oluşmaya başladı. Dolayısıyla bu bizi de etkiledi. Köylerde yaşayan insanlar büyükşehirlerde yapılan fabrikalarda çalışmaya başlamak için köylerinden şehirlere göçtüler. Devlet bunu kendi yaptı, bu doğru bir şeydi ama planlaması yanlış yapıldı. Şimdilerde büyükşehirlerde yaşanan sıkıntıların kaynağı biraz da o zamanlardan geliyor. Büyükşehirlerde yaşam zorlaştı. İnsanlar artık dedelerinden, babalarından kalan tarlaların, arsaların peşine düştü” ifadelerini kullandı.

PANDEMİDEN BUNALDILAR

“Gerçekler üzerinden hareket edip, bundan sonra ne yapabiliriz diye düşünmemiz lazım” diyen Sarı, “Pandemi yeni başladığı zaman odalar birliği bünyesinde online toplantılar yaptık. Bu toplantılara bakanlarımız da katıldı. Ben orda şunu söyledim, ‘Pandemi büyükşehirde yaşayan insanları bunaltacak, psikolojik sorunlar başlayacak, evde çekişmeler başlayacak. Büyükşehirlerden Anadolu’ya göç başlayacak, şimdiden kırsal kesimde devletin bir planlama yapması lazım.’ Artık tersine çarpık yapılaşma olacak. Biz bunu Kaynarca’da yaşıyoruz. İstanbul’da aile bunalmış, Kaynarca’da tarım arazisinden yer almış ev yapacak. Böyle böyle tarım arazileri yok olacak. En azından 3. sınıf tarım arazilerinden bir bölge oluşturulsun. Bu şekildeki vatandaşlara o bölge verilsin. Koskoca tarım arazisinden 2 dönüm yer almış, oraya ev yapacak. Bu kel başa şimşir kaşık gibi bir şey oluyor” dedi.

“TARIM ARAZİLERİNİ KAYBETMEYELİM”

Sarı, “Devletin tersine göçlerde mini şehirleşme yapılması gerekiyor. Gelen insanlara yaşam alanı açılması lazım. Köylerde yaşayan insanlara bir yaşam alanı oluşturmak lazım. Oranın tarihi yapısına, kültürel yapısına uygun yerler yapılması lazım. Büyükşehirler de var olan sinema, tiyatro, hatta yaşadığı şehirdeki valiliğe, milli eğitime gitmeyecek şekilde yerler yapılması gerekiyor. Hatta o bölgenin tarımsal, kültürel yapısına uygun mini üniversiteler yapılması gerekiyor. Bunun gibi planlamalar yapılabilir. Hiç olmazsa geri kalan tarım arazilerini kaybetmeyelim.  Biz ilkokula giderken, Türkiye’nin dünyada tarımda kendi kendine yetebilen ender ülkelerden olduğu söyleniyordu. Ama şimdi öyle değil. Yine yetebiliriz çok büyük arazilerimiz var. Keşke şimdiden önlem alınabilse. Ben Almanya’yı, Fransa’yı gezdim. Bu şekilde yapılar Avrupa’da var. Çok yığınlaşma olmadan şehrin biraz dışında insanlar hem şehir hayatı yaşıyorlar, hem köy hayatı yaşıyorlar” dedi.

ÇARPIK SANAYİMİZ OLMASIN

Başkan Sarı, “Organize sanayi bölgeleri şehrimizde çok artmaya başladı. Ziraat odalarının raporuna göre, 1996’dan 2016’ya kadar 20 yılda Sakarya’da Geyve büyüklüğünde tarım arazisi maalesef kaybedilmiş durumda. 80’li yıllarda Adapazarı Erenler’den başlıyordu Kuzey Terminal’de bitiyordu. Bizim Yazlık kavunumuz vardı, kokusu çok güzeldi, ama şimdi oralar site oldu, tarım yapılmıyor. Sakarya için bir planlama yapılmalı. Sanayi de olmalı, ama tarım da olmalı. Toyota Fabrikası şu an Sakarya’nın en verimli arazisi üzerine kuruldu. Fabrikalar yapılsın. Sanayileşme de olsun, ama tarım alanlarına zarar vermeyecek şekilde yapılsın. Mesela Söğütlü, Ferizli Bölgesi’ndeki Organize Sanayi Bölgesi uygundur, ama Sakarya 1. Organize Sanayi Bölgesi’nin, Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesi’nin yeri uygun değil. 3. sınıf tarım arazilerine sanayi yapılabilirdi. İzmit’in bitiminden Hendek’e kadar bir bölge var. Geniş bir havza var. Burası Akova diye geçer. Dünyada Hollanda’nın bir bölgesinden sonra en verimli tarım arazisi ama biz sanayi yaptık. Sanayimiz de olsun ama çarpık sanayimiz olmasın. Bir Gebze olmayalım. Gebze’de yaşayan insanlarda kanserden ölenlerin sayısı çok fazla. Neden? Sanayileşme çok fazla olduğu için. Tarım olmazsa sanayi de olmaz. Sanayi olacak ama tarım alanlarını bozmadan sanayi olacak” dedi.

Nazile Akarsu (aksamhaberleri.com.tr)
Bu haber 628 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum