Sıcaklar böbrekleri vuruyor! Uzmanı kritik riske karşı uyardı

Ülkemizde her 6 kişiden biri kronik böbrek hastalığı riski taşıyor. Aşırı sıcaklar, kronik böbrek hastaları ve diyaliz hastaları için ciddi riskler oluşturuyor. Türk Böbrek Vakfı, bu kapsamda Kreatin ve elektrolit değerlerinde hızlı değişimler böbrek hasarına neden olabilir. Sıcak havalarda yeterli ...

Sıcaklar böbrekleri vuruyor! Uzmanı kritik riske karşı uyardı
13 Ağustos 2026 - 14:50

Sıcak havalar, böbrek hastalarını sağlıklı bireylere kıyasla daha fazla etkiliyor. Yaz sıcaklıklarının nemle birlikte artması, özellikle kronik böbrek hastaları ve diyaliz hastaları için ciddi riskler oluşturabiliyor. Türk Böbrek Vakfı (TBV) Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, kronik hastalığı bulunan kişilerin yüksek sıcaklıklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, 'Türkiye'de her 6-7 kişiden biri kronik böbrek hastalığı riski taşıyor. Aşırı sıcaklar ve susuzluk böbrekler üzerindeki yükü daha da artıracaktır' dedi.

KOYU RENKLİ İDRAR

Doç. Dr. Alpay, özellikle kronik böbrek hastalarında ve diyaliz hastalarında yaz aylarında aşırı terleme, yüksek sıcaklık ve susuzluğun kan değerlerinde hızlı ve belirgin değişikliklere neden olabileceğini belirterek, şöyle dedi: 'Böbreklerin sıvı ve elektrolit dengesini düzenleme kapasitesi azaldığında, sıcak hava gibi çevresel koşullar vücudun hassas dengesini daha kolay bozabiliyor. Terleme arttıkça böbreklere giden kan azalır. Sıcak havalarda terleme yoluyla yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi elektrolitler de kaybediliyor. Yeterli sıvı alınmadığında damar içindeki kan hacmi azalıyor. Bu durum böbreklere ulaşan kan akımının düşmesine neden olabiliyor. Böbrekler ise bu tabloya karşılık süzme hızını azaltarak ve idrarı yoğunlaştırarak vücuttaki sıvıyı korumaya çalışıyor. Bu nedenle sıcak havalarda idrarın normalden daha koyu renkli olması, vücudun sıvı kaybettiğinin işaretlerinden biri olabilir. Yüksek sıcaklıkla yoğun ısıya maruz kalınan ortamlarda meydana gelen sıvı kaybı, böbreklere giden kan akımını azaltabiliyor.'

KALP RİTMİNİ DE ETKİLİYOR
Kreatinin böbrekler aracılığıyla vücuttan atıldığı için böbrek perfüzyonunun azalması, kanda kreatinin düzeyinin yükselmesine neden olabildiğini söyleyen Doç. Dr. Alpay, 'Sıvı kaybı zamanında fark edilmez ve düzeltilmezse, özellikle kronik böbrek hastalarında akut böbrek hasarı gelişme veya mevcut böbrek hastalığının ilerleme riski ortaya çıkabilir' dedi. Doç. Dr. Alpay, kronik böbrek hastalarında özellikle potasyum dengesindeki bozulmaların önem taşıdığını da belirterek, 'Potasyumun kanda yükselmesi, kalp ritmi açısından ciddi sorunlara yol açabilecek bir durum olduğundan, bu hastaların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Sodyum düzeyleri ise kaybedilen su ve elektrolitin miktarına ve kişinin mevcut hastalıklarına göre farklı yönde değişebiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sıcak havalarda gelişigüzel şekilde aşırı su veya elektrolit tüketmesi yerine, kendi hekimlerinin önerdiği sıvı ve beslenme planını uygulaması gerekir' dedi.

GÜNEŞ ALTINDA KALMAYIN

Uzun süre güneş altında kalmanın da fark edilenden daha hızlı sıvı kaybına neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Alpay, şöyle dedi: 'Özellikle ileri yaştaki kişilerde veya susama hissi azalmış bireylerde sıvı kaybı fark edilmeden ilerleyebiliyor. Sıcak havalarda ortaya çıkan kreatin yüksekliğinin bazı durumlarda kalıcı böbrek hasarından değil, akut sıvı eksikliğinden kaynaklanabilir. Ancak sıvı kaybının uzun sürmesi veya ağırlaşması, akut böbrek hasarına dönüşebilir. Bu nedenle sıcak havalarda susuz kalmamak, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmak ve özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin doktorlarının önerilerine göre hareket etmesi büyük önem taşıyor.'

DİYALİZ HASTALARI TATİLE ÇIKABİLİR Mİ?
Sıcak havalarda böbrek hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri de tatil planları. TBV Diyaliz Merkezi Başhemşiresi Figen Gül, hemodiyaliz hastalarının gerekli planlamaları yaptıkları takdirde tatile çıkabileceklerini belirterek, 'Sosyal hayattan kopmamak ve psikolojik olarak yenilenmek, tedavi sürecinin sürdürülebilirliği açısından önemli. Ancak diyaliz hastalarının tatil planını tedavinin gerekliliklerini göz önünde bulundurarak yapması gerekiyor. Diyaliz hastalarının seyahat öncesinde ilk yapması gereken, gidecekleri bölgede uygun bir diyaliz merkezi bulmak ve tatil tarihleri için önceden rezervasyon yaptırmak. Yola çıkmadan önce ise hastanın kendi diyaliz merkezinden gerekli tıbbi belgeleri alması gerekiyor. Son diyaliz gününde epikriz raporunun alınması, varsa diyaliz raporlarının ve özellikle seroloji sonuçlarının yanında bulundurulmasını öneriyoruz. Diyaliz hastalarının seyahat sırasında tedavilerinin aksamaması için kullandıkları ilaçları eksiksiz şekilde yanlarında bulundurmaları gerekiyor' dedi.

DİYETİ BOZMAYIN
Tatil döneminde beslenme düzeninin bozulmasının da tedaviyi olumsuz etkileyebileceğini belirten Gül, diyaliz hastalarının kendileri için belirlenen diyet programına uymayı sürdürmesinin önem taşıdığını söyleyerek, diyalizle yaşamın yalnızca hastanede sürdürülen bir tedavi süreci olarak değil, günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. (Sabah)


Bu haber 39 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum