Son Yorumlar
Geyve Kapalı Spor Salonu'nun içler acısı hali
...Pamukova'nın kapalı spor salonu ne
...Geyve kapalı spor salonunun çatısı akıyormuş...Halbuki Pamukova kap...
Yorumu Oku

Az zaman çok Edirne
Teşekkür
Değerli meslektaşlarıma çok teşekkür ediyor hocamın ellerinden öpüyoru...
Yorumu Oku

Geyve'de Ermeni köyüne Ait 101 Yıllık Fotoğraf
AKILLI OLUN
Ermeniler yıllarca bu milletin ekmeğini yedi ve himayesinde yaşadı. Bi...
Yorumu Oku

Az zaman çok Edirne
Süreyya Beyzadeoğlu
Muharrem Hocam elinize yüreğinize sağlık.Sureyya Hoca \'nın talebesi o...
Yorumu Oku

Az zaman çok Edirne
Süreyya Hoca'ya ve Edirne'ye dair
:) Yazdıklarınıza katılmamak Edirne'de içtiğimiz suya, soluduğumuz hav...
Yorumu Oku

 
Be'be
Pazar, 16 Kasım 2014

 Kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum. Annemin sırtında yol alıyorum. Kah yürüyorum, kah anne sırtında mahçup kedi yavrusuna dönüyorum. Çamlık Köyü Argat (Cumalı) Mahallesi'ne gidiyoruz. Yolumuz uzun. Orman içlerinden geçen kestirme patika yolunu kullanıyoruz. Köye yaklaştıkça heyecanlanıyorum, daha hızlı yürümek istiyorum. Annemi zaman zaman geçiyor, önden koşuyorum. Sağ tarafımızda beliren tarladan köpek sesleri yükseldi. Annem hemen yanımda belirdi. Koyunlar tarlada yayılmışlar üç çoban koyunların bize göre arka tarafında ayakta dizili duruyorlardı. koyunlardan daha boylu dört köpek suratla bize yaklaşıyorlardı. annem kanatlarını üzerime geçirmiş yolda bulduğu taş kaya parçalarını yağmur gibi savuruyordu köpeklere. taşlardan nasibini alan hayvanlar iyice hırçınlaşmışlardı.

           Çobanların sus pus ayakta bizi seyretmelerine öfkelenmişti annem. Avucuna iyice oturan bir taşı var gücüyle çobanlara fırlattı. Can-hıraş bir sesle annemin attığı taş ortada dikilen delikanlının ayak diz kapağına isabet etti. Çoban bir anda yere kapandı. Yanında dikilen kadın çobanlar köpeklerine bağırdılar. öndeki büyük köpek iyice yaklaşmıştı bize, diğer üçü geri döndü. Annem bir taş daha aldı. Mavi çakır gözlerini köpeğe dikti 'Allah'ından bulasın gavurun malı!' diyerek elindeki taşı köpeğe attı. Kulaklarının arasından vurulan köpek bir an durdu, hırlaması bakışları değişmişti. Bir kaç saniye öylece baktı. Aniden geri dönüp kuyruğunu bacaklarının arasına alarak uzaklaştı bizden.

          Annemin ayaklarına sarılmış olanları korkuyla izliyordum. Korkum yüzüme vurmuş olmalı, annem yanaklarımı avuçlarının arasına alarak beni sırtına vurdu. Hem söyleniyor hem gidiyorduk patikada.

         Yol üzerinde dere içindeki ağaç olluğa varınca beni yere indirdi. Kızgınlığı hala geçmemişti. Titrek elleriyle bir avuç su uzattı, 'İç yavrum çok korktun ödün büyüyecek' dedi. Ne demek istemişti bilmiyordum o an. Fakat iyi gelmişti gerçekten. Oluğun hemen üstündeki diken ormanında bazıları kurumuş bir kaç kuşüzümünü uzattı: ' Bak be'be. Ye bunları korkunu bastıracak.'

         İlk defa gülüyordu sanki bana. Elinde bana uzattığı çocuklarımızın bebek diliyle öğrendiği be'beleri aldım.

         Bu kelimeyi doğru mu yazdım bilmiyorum ama yazarken dahi içimi tatlı bir heyecan sarıyor.

          Siz hangi meyvelere be'be dediniz hatırlıyor musunuz. Kiraza mı, üzüme mi yoksa eriğe mi?

          Neden peki büyüklerimiz bu kelimeyi kullanıyorlar? Kolay aslında cevabı. Telaffuzu çok kolay. Belkide konuşmaya başlarken kullandığımız ilk beş kelimeden biridir be'be.

          Bakın' Şimdi kendinizle bir anlaşma yapın. Bir gününüzü yaşı kaç olursa olsun çocuğunuza ayırın. İtiniz elinizle dünyayı bir kenara. Sadece sizler olacaksınız. gidin bir orman kenarına. ama tanıdığınız bildiğiniz bir orman olsun. Sonbaharın içindeyiz. Sarıyla yeşilin birleşerek nasıl kırmızıya mora dönüştüğünü yaprakların yere düşerken nasıl veda ettiklerini göreceksiniz. Koşun düşen yapraklar arasında. Bırakın çocuğunuz dereye taş atsın. Sizde elinizle topladığınız bir kaç kuş burnunu uzatın çocuğunuza. 'Al be'be ye' deyin. yaşı belki büyüktür çocuğunuzun ama bir kahkaha patlaması olacaktır o an. Hayatınızın en mutlu gününü yaşayacaksınız emin olun.

          Elektronik ekranlarda adını öğrettiğimiz bir kaç yaban meyvesini yerken evladınız yaşadığınız hayata toprağa kapanarak şükredeceksiniz. Hani stres vardı sizde. Be'beler varken size stres gelemez. Çayı da güzel oluyor ama.

SEMROM


semrom hakkındaki diğer yazılar
Gösterim: 2024 | E-posta

Yorumlar (6)
RSS Yorumlar
1. 18-11-2014 11:10
Yüreğine sağlık çok güzel yazmışsınız. Be be demezdik yenecek herşeye mama derdik :)
Yazar fatih (Misafir)
2. 18-11-2014 11:30
Duygulandım yazan ellerıniz dert görmesin... O meyvelere bend bebe derdim yazın camiye giderdık aydınlar kôyunden kabaklar köyune cunku o zamnlar bizım köyumuzde imam yoktu .. Yuruyerek gderdik ve yol uzerındekı diken ormanlarından bebe dye adlandırdğmz kuş uzumlerınden toplardık o gunler cok guzeldi ..
Yazar Murat (Misafir)
3. 18-11-2014 12:19
Evrenselleşmiş Dil : Annelik
Doğumumuzdan 9 ay evveli başlar cefamız, yük olacağımız o vakitler belli eder kendini. Belkide biz kendimize yük ederiz yük olduğumuz düşüncesini, çünkü annelerin haz aldığını görebilirsiniz yavrusuna hizmetten..Allah'ın kullarına sevgisi, merhametinin yansımasıdır görebilene annelik.Evrensel bir dildir adeta, hindu bir annede sarmalar evladını, hristiyan bir annede, ateist olsada farketmez annelik. Annelik kadınların içinde gizlenmiş kutsal bir hazinedir, hem öyle bir hazine ki sadece kendi evladına değil tüm çocuklara merhameti gerektirir. 
 
İnsanımızın robotlaştığı-robotlaştırıldığı, ölümün gözlerden uzak mekanlara çekilerek ötekileştirildiği, sanalın gerçeğe tercih edildiği çağımızda bazı değerlerden uzak kaldığımız aşikardır. İş dünyasının durdurak bilmeyen koşturmacası, para hırsı, hep daha fazlasını isteme, bir karış toprağa tamah edecek insan için ne kadar da komik uğraşlardır..Bu yazıyı okuyorsanız eğer hala bir şansınız var demektir, Semrom'un demesi gibi eminim yaşadığınız ormanlarda ailenizle yaşayabileceğiniz bir Be'be hikayeniz vardır.Belki bir kuşta, belki bir taşta, belki bir gülüşte, yada sıcacık bir dokunuşta gizli bir hikaye...UNUTMAYIN ! Kendinize ve ailenize şans verecek bir gününüzün daha olduğunun garantisi yok.Düşünün ; Çocuğunuzun ileride sizi nasıl hatırlamasını istersiniz? Herkesi evrensel dili konuşmaya davet ediyorum.
Yazar Melike Kalemci (Misafir)
4. 18-11-2014 14:00
yüreğinize sağlık, güzel bir yorum olmuş
Ana gibi yar, baba gibi diyar bulunmaz. Be'be'lerde cabası, çok güzel bir yorum olmuş.
Yazar Y@Ş@R (Misafir)
5. 11-01-2017 19:48
Geri dön
Semrom lütfen yazılarına geri dön artık ya.
Yazar Ahmet (Misafir)
6. 05-10-2017 21:29
semrom
semrom yeni yazılarını bekliyoruz haberin olsun
Yazar ismail (Misafir)

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik Kodu:* Code
Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

Yazdır E-posta
 
 
 
© 2000-2016 Geyve.com Sitedeki içeriğin tarafımızca oluşturulan kısmı kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede kullanılan grafiklerin ikinci şahıslarca kullanılması yasaktır. Yer alan yorumlar ve haberlerden yazarları sorumludur.