Mehmet Sönmez

Mehmet Sönmez


Çılgın Ramazan

22 Şubat 2026 - 08:03

Pandemi öncesi Türkiye’yi bir an için yeniden hatırlayalım. Hepimizin hafızasında o günlere dair, bugüne kıyasla daha sıcak özlemler ve güzel hatıralar vardır. Birçoğumuz için özlemle anılan yıllardı. Geçim sıkıntısının daha az hissedildiği, bol bol yiyip içtiğimiz, tükettiğimiz dönemlerdi. Ülkeye giren sıcak paranın oluşturduğu bir çılgınlık havası vardı. Yemeğin içmenin belki de en ucuz olduğu zamanlardı. Evde yemek yapmak, lokantada yemekten daha pahalıya gelebiliyordu. Hey gidi günler…

O günlerin Ramazan’ını da hatırlayalım. İftar sofraları; yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda misali. Belediyeler, vakıflar, dernekler bu bolluk atmosferine ayak uydurmuş; mahalle mahalle, köy köy sofralar kuruluyordu. Kimse “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” diye sormuyordu. Hatta otuz gün boyunca evinde iftar etmeyen aileler vardı; sokak sokak iftar programlarına katılmaktan.

Oysa Ramazan ayı insana yokluğu, açlığı ve israf etmemeyi öğreten bir ay değil miydi? Nefsi terbiye etmeyi, hâlden anlamayı, ölçülü olmayı telkin etmez miydi? Bollukla kurulan sofralar, Ramazan’ın ruhuna ne kadar yaklaşıyordu; bunu da sormak gerekmez mi?

Bugün ise manzara aynı değil. Eskisi gibi yaygın ve şaşaalı iftar sofraları kurulmuyor. Peki bunu neye bağlamalıyız? O gün yaşanan ekonomik çılgınlık mı bugünün daralmasını hazırladı? Yoksa iftar sofralarını finanse eden hayırseverler mi azaldı? Ya da belediyeler borç yükü altında artık eskisi kadar bonkör davranamıyor mu?

Belki de artık öncelikler değişti. Kaynaklar daha sınırlı, ihtiyaç sahipleri daha fazla, hesap verme sorumluluğu daha ağır. Dün kolayca dağıtılan imkânlar, bugün daha dikkatli planlanmak zorunda kalıyor. Bu bir tercih mi, yoksa şartların dayattığı bir zorunluluk mu?
Asıl üzerinde durulması gereken nokta belki de budur.

Bu yazı 39 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum