Geyve, yüzyıllardır bereketiyle anılan bir ilçedir. Bağları, bahçeleri, meyve ağaçları ve verimli topraklarıyla sadece Sakarya'nın değil, Türkiye'nin önemli tarım merkezlerinden biri olmuştur. Bu topraklar, dedelerimizin alın teriyle yoğrulmuş, çocuklarımıza bırakılacak en değerli miras olarak görülmüştür.
Fakat son yıllarda Geyve'yi gezen herkesin fark ettiği sessiz bir değişim yaşanıyor. Bir zamanlar üzüm yetişen, meyve kokan bağ ve bahçeler birer birer el değiştiriyor. Tarım arazilerinin bir kısmı bungalovlara, prefabrik yapılara veya farklı kullanım amaçlarına yöneliyor. Bu değişim, birçok Geyveliyi düşündürüyor.
Elbette herkes mülkü üzerinde yasal haklara sahiptir. Kimsenin buna söyleyecek sözü olamaz. Ancak şu soruyu sormak da hepimizin hakkıdır:
Geyve'nin geleceği üretimde mi, yoksa verimli tarım arazilerinin giderek farklı amaçlarla kullanılmasında mı?
Tarım arazisi sıradan bir arsa değildir. Bir bağın yeniden bağ olması, bir meyve bahçesinin yeniden eski verimine kavuşması yıllar alır. Toprak sadece bugünün kazancı değil, yarının emanetidir.
Bu yazının amacı kimseyi suçlamak ya da Geyve'ye gelen insanları hedef göstermek değildir. Asıl mesele, bu değişimin planlı olup olmadığı ve Geyve'nin tarımsal kimliğinin nasıl korunacağıdır. Eğer bugün gerekli planlamalar yapılmazsa, yarın geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşabiliriz.
Henüz vakit varken, Geyve'nin nasıl bir gelecek istediğini hep birlikte konuşmalıyız. Çünkü mesele sadece birkaç dönüm arazinin el değiştirmesi değildir. Mesele, tarımın, doğanın ve Geyve'nin kendine has kimliğinin gelecek nesillere nasıl aktarılacağıdır.
Bağlar satıldığında yalnızca toprak el değiştirmez; Geyve'nin hafızası da sessizce el değiştirir.
Mehmet Sönmez


FACEBOOK YORUMLAR