Mehmet Sönmez

Mehmet Sönmez


Hıdrellez şenliklerinin düşündürdükleri

16 Mayıs 2026 - 20:50

Her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde Geyve köylerinde Hıdrellez şenlikleri giderek artan bir ilgiyle kutlanmaktadır. Türkistan coğrafyasında 21 Mart’ta Nevruz olarak kutlanan bu bahar bayramı, Anadolu’ya gelince 5-6 Mayıs tarihlerinde Hıdrellez adıyla yaşatılmıştır. Tarihler arasında yaklaşık onbeş günlük bir fark olsa da her ikisinin temelinde aynı düşünce vardır: Toprağın uyanışı, tarlaların ekilmesi, meyve ve sebzenin çoğalması, bereketin ve umudun artması…

Hıdrellez’i Nevruz’dan ayıran en önemli özellik ise daha çok İslami motifler taşımasıdır. Ancak tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişle birlikte bu tür gelenekler zamanla eski önemini kaybetmiş, hatta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Yaz meyvesinin kışın da bulunabilmesi, sera üretiminin yaygınlaşması ve insanların tabiatla olan bağının zayıflaması, hem Nevruz’un hem de Hıdrellez’in anlamını gölgede bırakmıştır.

Buna rağmen Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi Geyve köylerinde de son yıllarda bu şenlikleri yeniden yaşatmak adına verilen emek takdire şayandır. Fakat iyi niyetle yapılan bu organizasyonlar beraberinde bazı sorunları da getirmektedir. Park alanlarının yetersizliği, insanların oturacak yer bulamaması, yağmurda ıslanıp güneşte kavrulması, gelenlerin şenlik yerine adeta eziyet yaşamasına neden olmaktadır.

Oysa geçmişte bile böylesi etkinliklerin yapıldığı alanlara bakıldığında, insanların sosyal ihtiyaçları düşünülerek düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. Günümüzün teknolojik ve belediyecilik imkânlarına rağmen hâlâ ilkel denebilecek şartlarda kutlamalar yapılması, şenliklerin güzelliğine gölge düşürmektedir.

Köy ve mahalle muhtarlıklarının öncülük ettiği bu organizasyonlar, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde, önceden hazırlanmış bir plan dâhilinde çok daha düzenli hâle getirilebilir. Şenlik yapılacak alanlar insanların oturabileceği, dinlenebileceği, yağmurdan ve güneşten korunabileceği şekilde düzenlenebilir. Çünkü bu millet, kültürünü insanca şartlarda yaşamayı da yaşatmayı da hak ediyor.

Bugün insanlar araçlarıyla geliyor, köyler adeta kilitleniyor. Ne içeri rahat girilebiliyor ne de çıkılabiliyor. Saatlerce ayakta dolaşan insanlar oturacak yer bulamıyor. Pilav dağıtımları ise çoğu zaman tam bir curcunaya dönüşüyor. Şenlik sonrasında ise güzelim köyler çöpler içinde kalıyor. Bu görüntüler ne kültürümüze ne de misafirperverliğimize yakışıyor.

Yok olmaya yüz tutmuş gelenekleri yaşatmaya çalışırken, onları düzensizlik ve ilgisizlik yüzünden yeniden kendi ellerimizle yok etmeyelim. Çünkü kültür yalnızca kutlamakla değil, ona yakışır bir değer vermekle yaşar.

Bu yazı 111 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum