Geyve'nin göz bebeği Alifuatpaşa, adını İstiklal Harbi'nin kahramanlarından Ali Fuat Paşa'dan alır. Tarihi Beyazıt Köprüsü'nün yanı başındaki caminin avlusunda da bu büyük komutanın kabri bulunmaktadır. Beldeye yolu düşen herkes, burada hem tarihle hem de maneviyatla buluşur.
Caminin ön cephesi Alifuatpaşa'nın meydanına bakmaktadır. Meydan demeye dilim varmıyor; çünkü burası zaten ancak iki aracın karşılıklı geçebileceği kadar dar bir alandır. Buna rağmen belediye tarafından caminin ön kısmında bir düzenleme yapılmış, bahçe genişletilmiş ve estetik açıdan hoş bir görüntü ortaya çıkarılmıştır.
Ancak mesele yalnızca görüntü değildir.
Üstelik bu alan sadece araçların geçiş güzergâhı da değildi. Özellikle yaz aylarında köylüler kamyonetlerinin arkasında ya da yere koydukları sandıkların üzerinde bahçelerinde yetiştirdikleri taze meyve ve sebzeleri burada satarlardı. İnsanlar araçlarını kenara çekip alışveriş yapar, üreticiden doğrudan ürün alırdı. Bu görüntüler sadece bir ticaret faaliyeti değil, aynı zamanda kaybolmaya yüz tutmuş bir Anadolu geleneğinin yaşayan örnekleriydi. Eski günleri hatırlatan bu manzara, genç kuşaklar için de adeta canlı bir nostalji niteliğindeydi.
Peki mesele görüntü müdür, yoksa kamu yararı mı?
Elbette camilerin bakımlı ve düzenli olması gerekir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak caminin hemen arka kısmında bundan çok daha geniş bir alan bulunmaktadır. Üstelik abdesthane, tuvaletler ve Ali Fuat Paşa'nın kabrine ulaşım da bu taraftan sağlanmaktadır. Böyle bir imkân varken, zaten dar olan yolun ve meydanın daha da sıkıştırılması ne kadar doğru bir tercihtir?
Unutulmamalıdır ki cami de kamunundur, yol da kamunundur. Bir kamu alanını güzelleştirirken başka bir kamu alanını kullanılamaz hâle getirmek hizmet değil, tercih hatasıdır.
Alifuatpaşa halkının dile getirdiği rahatsızlığı yerinde görünce aynı kanaate ben de vardım. Ön bahçe düzenlemesi yapılabilir, hatta yapılmalıdır. Ancak bu yapılırken insanların nefes aldığı, araçların rahat geçtiği, beldenin küçük de olsa meydan işlevi gören alanı daraltılmamalıdır.
Büyüklerimizin bir sözü vardır: "Eve helal olan, camiye haramdır."
Bu sözün özü şudur: Bir hayrı yaparken ölçüyü kaçırmamak gerekir. Camiye birkaç metrekare daha kazandırmak uğruna halkın kullanım alanını daraltmanın kimseye faydası yoktur. Cami de bundan zarar görmeyeceğine göre, ortaya çıkan tablo hizmetten çok işgüzarlık izlenimi vermektedir.
Bazen mesele birkaç metrekare değildir. Mesele; insanların rahatça geçebildiği bir yol, üreticinin ürününü satabildiği bir alan, geçmişten bugüne taşınan bir kültür ve kamunun ortak faydasıdır.
Bir meydan küçüldüğünde yalnızca taşlar yer değiştirmez; hayat da biraz daralır.
Mehmet Sönmez


FACEBOOK YORUMLAR