Sakarya’nın Geyve ilçesinde yer alan Safibey Köyü, bereketli toprakları ve üretken halkıyla son zamanlarda adından sıkça söz ettiriyor. Ancak tarladan halka doğrudan ulaşım sağlayan köylü pazarı, yüksek fiyatları ve toptan satış baskısıyla tüketicinin keyfini kaçırıyor.
Son zamanlarda medyada adını sıkça duyduğumuz Safibey; Sakarya’nın Geyve ilçesine bağlı, ovanın tam kalbinde yer alan bereketli bir köy. Meyveden sebzeye her türlü ürünün yetiştiği, halkının geçimini topraktan sağladığı bu şirin yerleşim yerinin geçmişi Osmanlı kayıtlarına kadar uzanıyor. Sakarya Nehri’nin ikiye böldüğü Safibey arazileri, suyun ve toprağın cömertliğiyle adeta bir bolluk simgesi. Genel olarak bir "Manav köyü" olarak bilinen Safibey’in ismiyle ilgili de iki ayrı rivayet anlatılır:
Biri, bölgeye ilk yerleşen çobanların başındaki kişinin isminin "Sofi" olmasından ve zamanla bu ismin Safibey’e dönüşmesinden bahseder. Diğeri ise Umurbey tarafında yaşayan bir beyin, aşağıda keçi güden insanların kurduğu yerleşimi görünce "Burası da safi bir köy oldu" sözünden kaynaklandığını söyler.
Tarlanın Yanı Başında Kurulan Pazar
Peki, bu güzel köyü son dönemde bu kadar öne çıkaran ve yazımıza konu eden gelişme nedir?
Sebze ve meyve bolluğu olunca, ana yola da çok yakın olan bu noktada doğal olarak bir köylü pazarı kuruldu. Ulaşımın kolaylığı ve ürünlerin tazeliği, kısa sürede burayı cazibe merkezi haline getirdi. Ben de bu pazara gidenlerden ve orada bulunmaktan keyif alanlardan biriyim. Pazar ilk zamanlar küçüktü; rağbet gördükçe büyüdü, gelişti. Şimdilik aracınızı park edecek yer de bulabiliyorsunuz.
Pazarın en belirgin özelliği; üreticinin ürününü traktörünün kasasında getirip doğrudan "TOPTAN" ya da en az bir kasa şeklinde satması. Yani burada kilo ile alışveriş yok. Yan tarafta perakende satış yapan küçük bir pazar alanı da oluşmaya başladı ancak oradaki ürün çeşidi oldukça kısıtlı.
Fiyatlar Tarlada Değil, Etikette Yüksek!
İşte tam da bu noktada, işin keyif kaçıran tarafı ortaya çıkıyor: Fiyatlar.
Tarlanın dibinde kurulan bir pazarda fiyatların bu kadar yüksek olması düşündürücü. Hatta bazı ürünler, Geyve’nin meşhur Perşembe pazarından bile daha pahalıya satılıyor. Birkaç örnek vermek gerekirse:
Ceviz: İlçe pazarında 130 - 200 TL arasındayken burada da aynı.
Domates: İlçe pazarında 35 - 45 TL iken burada 50 TL.
Kestane: İlçe pazarında 200 - 350 TL bandındayken burada da farksız.
Yumurta: İlçe pazarında tanesi 8 - 10 TL iken burada direkt 10 TL.
Üretici Mehmet Amca, Ali Dayı her fırsatta "Ürünümüz toptancı halinde ucuza gidiyor, emeğimizin karşılığını alamıyoruz" diye şikayet etmiyor mu? Haklılar... Peki, tarladan en fazla 3 kilometre uzaklıktaki pazara traktörle getirilen ürünü doğrudan tüketiciye bu fiyattan satmak ne kadar makul? Üstelik pazarda serbest bir fiyat rekabeti de yok; sanki önceden anlaşılmış gibi tüm tezgâhlarda etiketler aynı. Toptancıya karşı gösterilemeyen bu serbestlik, maalesef doğrudan tüketiciye yansıtılıyor.
Alanda alışveriş yapan müşterilerin çoğu perakende alım yapmak isteyen vatandaşlar. "En az bir kasa alma" zorunluluğu nedeniyle herkes çaresiz kalıyor. Baktım ben de istediğim miktarda alamayacağım; çözümü tezgahın başındaki diğer bir vatandaşla anlaşarak "Kasanın yarısını sen al, yarısını ben" demekte buldum. Kendimi pratik zekalı sanıyordum ki, meğer tüketicilerin tamamı bu yöntemi çoktan keşfetmiş!
Yerel Yönetime ve Belediyeye Düşen Görevler
Giderek büyüyen ve ilgi gören bu pazarın daha düzenli ve sürdürülebilir hale gelmesi için yerel yönetimin de adım atması gerekiyor:
Çevre ve Park Düzenlemesi: Araçların gelişigüzel park etmesi engellenmeli ve pazar alanı daha konforlu hale getirilmeli.
Altyapı: Yağışlı havalarda çamur içinde kalan alanlara acilen müdahale edilmeli.
Sosyal Tesis: Bölgeye kazandırılacak küçük bir sosyal tesis hem pazara gelenlerin dinlenmesini sağlar hem de bölgeye değer katar.
Köylünün, üreticinin tarlasında binbir emekle yetiştirdiği ürünü aracısız bir şekilde tüketiciye sunduğu bu tür doğrudan satış noktalarını yürekten destekliyorum. Ancak bu destek, tüketicinin mağdur edilmesine göz yumulacağı anlamına gelmez. Üreticinin de kazandığı, tüketicinin de makul fiyata taze ürüne ulaştığı adil bir pazar düzeni şart.


FACEBOOK YORUMLAR