Arif Öztürk

Arif Öztürk


Milli Mücadele'de Geyve (12)

27 Mayıs 2020 - 11:49 - Güncelleme: 27 Mayıs 2020 - 11:53

ADAPAZARI-HENDEK-DÜZCE AYAKLANMASI MİLLİ KUVVETLERCE BASTIRILIYOR - GAVUR ALİ  İDAM EDİLİYOR

    23 Mayıs 1920 günü Ali Fuat Paşa’nın yayınladığı kolordu emri uygulamaya konulur. Çerkez Ethem kuvvetleri Sapanca ve Adapazarı istikametinde taarruza geçer. Fazla bir direnişle karşılaşmayan bu kuvvetler Sapanca ve Adapazarı’nı işgal eder. Bu harekat sırasında bölgede bulunan Kuva-yı İnzibatiye ve diğer muhalif kuvvetler dağılır. İbrahim Bey kuvvetleri Sapanca’da Geyve Boğazı’nın kuzeyini korumak amacı ile ihtiyatta bırakılır. Harekâtın ikinci günü 24 Mayıs Çerkez Ethem birlikleri Adapazarı’nda dinlendirilir. Burada asilerin ele başları Divan-ı Harb’e verilerek idam edilirler. Bu arada Adapazarı ve Sapanca’nın milli kuvvetlerin eline geçmesi, Düzce ile İzmit’in irtibatının kesilmesine neden olduğundan Düzce’deki asi liderleri telaşa düştüklerinden Adapazarı’ndaki Ethem Bey’e şu telgrafı çekerler. "Biz Ankara ile muhabereye giriştik. Anlaşmak üzereyiz. Bakın biz size haber vermeden daha ileriye kuvvet göndermeyiniz. Zira kuvvetlerinizin büyük tehlikeye girmesine sebebiyet vermiş olursunuz. Şu teklifimizin dışında bir yol tutmayacağınıza dair kat’i cevap ve teminatınızı makine başında bekliyoruz". Ali Fuat Paşa 24 Mayıs günü Adapazarı’na gelir. Çerkez Ethem ile görüşüp harekâtın devam edilmesi emrini verir.

    Adapazarı’ndaki kuvvetler 25/26 Mayıs gecesi Hendek istikametinde harekete geçerler. 26 Mayıs 1920 sabahı kısa süren mukavemeti kırarak Hendek’e girilir. Bunun üzerine Düzce’deki asi liderleri telgrafla harekâtın Hendek’ten öteye geçmemesini isteyerek bazı şartlar koşulu ile teslim olacaklarını bildirdiler. Bu tekliflerin zaman kazanma uğraşı olduğu kanaatiyle harekâta devam edilir. Aynı gün Düzce istikametine yürüyüp, aynı günün akşamı Düzce işgal edilir.

    Bu harekâtı Adapazarı’ndan idare eden Ali Fuat Paşa 1 Haziran günü Sapanca’ya giderek burasını İzmit’e karşı takviye eder. Ertesi günü tekrar Adapazarı’na döner. 2 Haziran günü Sapanca’nın batısında ihtiyat kuvveti olarak bekletilen Dayı Mesut Müfrezesi İzmit’in on kilometre kuzey doğusuna gönderilerek Kandıra ile irtibat sağlanır. Böylece bölgede başlayan milli mücadele karşıtı isyanlar sonlandırılmış oldu.

   Kuva-yı İnzibatiye 14 Haziran 1920 de milli kuvvetlere karşı İzmit’ten taarruza karar verir. Bu karardan Ali Fuat Paşa haberdar olur. Bunun üzerine Ali Fuat Paşa birliklerini taarruz düzenine getirerek 14 Haziran sabahı erken saatlerde her yönden baskın tarzında Kuva-yı İnzibatiye üzerine taarruz başlatır. Bu taarruz karşısında Kuva-yı İnzibatiye birlikleri önemli bir direnme göstermeden geri çekilmeye başlarlar. Bazı Kuva-yı İnzibatiyeciler Kuva-yı Milliye saflarına geçerler. Bu taarruz esnasında milli kuvvetlere ateş açan İngiliz birlikleri de İzmit’e kadar sürülür. İngiliz tayyareleri milli kuvvetlerin üzerinde keşif uçuşu yapar, birkaç bomba atarlar. Bu durumda Kuva-yı Milliye birlikleri 14/15 Haziran geçesi baskın şeklinde İzmit üzerine harekâta geçerler. İzmit’in kuzeyinde Ermeni çetelerinin İngilizlerce takviyesi nedeniyle ilerleme kaydedilemez. Milli kuvvetlerin İzmit girişine kadar ilerlemesi karşısında İngilizler 16 ve 17 Haziran günleri karadan ve denizdeki donanmadan şiddetli topçu ateşi açarlar. Ali Fuat Paşa harekâtı durdurup birlikleri eski mevzilerine çeker. Ali Fuat Paşa 18 Haziran 1920 günü Geyve’ye gelir. 19 Haziran günü de Geyve’den ayrılarak Osmaneli’ne gider.

    Bölgede bulunan Milli Kuvvetlerin bir kısmı Yozgat ayaklanmasını bastırmak, bir kısmı da 22 Haziran'da başlayan Yunan saldırısını karşılamak üzere cepheye gitmek üzere bölgeden ayrılırlar. 8 Ağustos 1920 günü Düzce-Hendek’te ikinci bir isyan başlar. Milli Kuvvetler bu isyanı da bastırır.

    Kan dökücü hareketleriyle bölgede halkın tepkisini çeken milli kuvvetlerden gözüken Gavur Ali ve arkadaşları Ağustos 1920 tarihinde bertaraf edilirler. Gavur Ali, Adapazarı’nda idam edilir. Bu durum bölge halkı üzerinde adaletli hareket edildiğini ortaya koyması açısından olumlu etki yapmıştır. Gavur Ali’nin idam edilmesi ile ilgili Gazi Ali torunu Ahmet Çark’a olayı şöyle anlatmıştır.

"Ben Geyve’de Kuva-yı Milliyenin ilk neferlerinden biriydim. Seferberlikte Galiçya’da savaştım. Geyve’de Milli Mücadele başlayınca gönüllü olarak köyümden Geyve’ye gelerek görev alma talebinde bulundum. Beni jandarma olarak görevlendirdiler. Bu Gavur Ali ve çetesi Geyve hapishanesinde mahpustular. Geyve’ye askerleri ile gelen büyük rütbeli kumandan hapishanede bulunan mahkumları milli mücadeleye katılmak şartı ile serbest bıraktırdı. Gavur Ali de arkadaşları ile serbest kalarak milli çete oldu. Fakat Gavur Ali milli kuvvetlere yakışmayacak şekilde hareket ediyordu. Bir yaz günü komutanım beni yanına çağırdı.
Sana Gavur Ali’yi Adapazarı’na götürmek için görev veriyorum. Onu orada yargılayacaklar. Fakat bu onu bilmiyor. Atlı olarak gideceksiniz. Silahın da mermi sürülü olsun, silahını devamlı ona doğru tut. Eğer bir durum olursa tereddüt etmeden vur.
Daha sonra Gavur Ali’yi yanına çağırttı. Ona:
Adapazarı’na seni çağırıyorlar. Sana rütbe verilecekmiş. Bu nefer Ali’de sana yolda refakat edecek. Hemen yola çıkınız.
Ben o gün atlı olarak Gavur Ali ile birlikte Adapazarı’na yola çıktım. Yolda sohbet ederek gittik. Gavur Ali subay rütbesi alacağı sevinciyle yolda mola vermek istemedi. Adapazarı’nda askeri kışlaya atlarımızla girdik. Girer girmez orada bulunan askerler Gavur Ali’nin atının yularını tutarak onu attan indirdiler. Kışlanın avlusunda idam sehpası hazırlanmıştı. Üstündeki silahları alarak kendisine; sivil halka acımasızca davrandığı için idam hükmü verildiğini söylediler. Bekletmeden idam sehpasına götürdüler. Gavur Ali, idam edilirken bana dönerek;
Yaktın beni adaş. Dedi.’’

Arif Öztürk

Bu yazı 834 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • VECİHİ
    3 ay önce
    Arif hocam kalemine yüreğine sağlık. Ciddi bir çalışma içerisinde olduğunu yakınen biliyorum. Başarılar.