Ali Çetinkaya

Ali Çetinkaya


Şehir - Sanat - Kültür - Tarih - Edebiyat ve Sakarya

29 Haziran 2020 - 23:02

Portofino: İtalya'nın güney sahillerinde Genova ya bağlı küçük bir kasabaydı. Dünya bu küçük kasabayı “I Found my Love İn Portofino” şarkısıyla tanıdı. 1959 yılında birbirine aşık iki sanatçının tatil yaptığı bir sırada aşıklardan Leo Chiosso yazdı, Fred Buscaglione besteledi. İtalyan şarkıcı Vittorio Palantieri ve ardından 70 li yıllarda Türkiye de de müzik yapan ve tanınan Dalida adlı şarkıcının yorumuyla tüm dünyada aşıkların şarkısı olmuştu. O günlerden bu güne bu küçük İtalyan kasabası Dünya'nın en gözde turizm beldelerinden biri oldu. Portofino'yu Portofino yapan bu sanatçılar ve bu şarkıydı. Sözleri ise bu küçük kasabada yaşanmış bir tutkulu yaz aşkını anlatmaktaydı.

Bodrum: Günümüz Türkiye sinin en popüler kültür ve turizm beldesidir. Takma adı “Halikarnas Balıkçısı” olan Cevat Şakir Kabaağaç la özdeşleşmiştir. Tıpkı Dosteyevski ile St Petersburg'un, Dikens ile Londra isminin birlikte anılması gibi. Artık Bodrum popüler bir turizm beldesi olmasının yanı sıra kültürel değerleriyle de ünlenmiş bir kenttir. Vitrivius'un överek bahsettiği kent, tarihçi Heredot'tan ney ustası Neyzen Tevfik'e yetiştirdiği değerlerle daha çok anılmaktadır. Cevat Şakir burada doğmuş olmasa bile, sürgün olarak geldiği bu kentin 1925-1970 yılları arasındaki dönemi oldukça başarılı bir şekilde aktarmanın yanı sıra “Balıkçıyı Halikarnas'a, Halikarnas'ı, Balıkçıya sor” sözü yazarın bu kente yaptığı katkıları ve kent üzerindeki etkilerini özetlemektedir. Cevat Şakir olmasaydı Bodrum ne zaman Bodrum olurdu bilinmez.

William Shakespeare: Shakespeare denilince akla ilk gelen İngiltere ve bu yazarın doğup büyüdüğü, yetiştiği şehir Strarford değil midir. Hamlet, Macbeth, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Kral Lear, Othello gibi eserleri bütün dünyaca bilinmesinin yanı sıra, doğup büyüdüğü, yetiştiği şehir “Strarford"u bütün dünyaya tanıtmış, İngiltere'ye gidip de bu şehri, bu yazardan dolayı ziyaret etmeyen turist var mıdır?

La Fontaine: 17. Yüzyıla damgasını vuran, Fransa nın hatta dünyanın en ünlü fabl yazarı ve Fransa nın en çok okunan şairi La Fontaine'nin Paris'e ve Fransa'ya, 1844 yılında tamamladığı “Mote Kristo Kontu” adlı romanı ile ünlü Fransız yazar “Aleksandre Dumas'ın “Monte Kristo”ya ve Fransa'ya çok şey kattığı aşikar değil midir?

Cengiz Aytmatov: Ülkesi Kırgızistan anılınca, Cengiz Aytmatov, Cengiz Aytmatov anılınca da Kırgızistan akla gelmiyor mu? Dünya literatürüne “mankurt” kavramını kazandıran Nobel Edebiyat ödülünü alan “Zorlu Geçit, Yüz Yüze, Cemile, Dağlar ve Bozkır Masalları, İlk Öğretmenim, Elveda Gülsarı, Beyaz Gemi, Selvi Boylum Al Yazmalım, Fuji Dağı nın Tepesi, Gün Olur Asra Bedel, Darağacı, Dişi Kurdun Rüyaları, Kızıl Elma, İlk Turnalar” gibi eserleri her okunuşta Cengiz Aytmatov ile birlikte Kırgızistan'ı hatırlatmıyor mu? Ülkesine ve doğup yetiştiği şehrine değer katmıyor mu?

Tolstoy: Olmasaydı, Rusya ortalarında “Tula” adlı şehri, hatta “Yasnaya Polyana”nın arazisini dünyada kaç kişi bilebilirdi? Herkes bilsin ki, bir şehri şehir yapan sadece binalar, sanayisi, tarımı, yeraltı-yerüstü kaynakları vs. değildir. Bu kaynakların yanı sıra, o şehrin tarihi ve hafızasıdır. Bu hafızayı gelecek kuşaklara doğru biçimde aktarması gereken tarihçileridir.

Sanat; bir şehri şehir yapan yerel, ulusal ve evrensel sanatı ve o sanatı icra eden sanatçılarıdır. Edebiyat; bir şehri şehir yapan o şehrin yazarları, şairleri ve onlar tarafından yazılmış eserleri ve bu eserleri meydana getiren yazarlarıdır. Ve o şehrin kültürel faaliyetleri ve bu kültürel faaliyetlere bu sanatçıları, yazarları, şairleri, ressamları, tarihçileri katabilmektir şehir olmak.

Güzel Sakaryamız bunların çoğundan mahrum bırakılıyor. Geçtiğimiz günlerde Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından ilimizdeki arıcılara destek amaçlı bir proje kapsamında şehirde bir bal dükkanı açtı. Açılışta iki milletvekili, Büyükşehir belediye başkanı, üç ilçe belediye başkanı, mensup oldukları siyasi parti temsilcileri açılışı yaptı. Bedava bal ve süt dağıtılacağını duyan bir halk topluluğu da oradaydı. Elbette bir şehrin ürünleri ve onların öne çıkarılıp tanıtılması önemlidir. Sakarya'nın fındığı, ayvası, pancarı, üzümü, sanayisi, turizmi ve ekonomiye katkı yapan neyi varsa. Fakat bu alakayı kültürel, sanatsal ve edebiyat faaliyetlerinde maalesef göremiyoruz. Şehrin ve ilçelerin üst düzey yöneticileri başta olmak üzere, şehrin önde gelenlerini sanat, kültür, edebiyat faaliyetlerinde de görmek, güzellikleri onlarla birlikte daha da güzelleştirmek önemli arzumuzdur.

Adapazarı'nın düşman işgalinden kurtuluşu, şehri işgalden kurtaran Sakaryalı kahramanların önde gelenlerinden, Halit Molla, İpsiz Recep gibi kahramanlarımızın, Sait Faik Abasıyanık gibi bu dünyadan göçmüş edebiyatçılarımızın anma törenlerinde bunu göremedik. Bu tören ve etkinliklerde şehrin tarihçilerini, sanatçılarını, yazarlarını, şairlerini, ressamlarını aradı gözlerimiz. Birkaç siyasetçi dışında kimseyi göremedik. Sadece "yapıldı mı, yapıldı" densin diye yapılmış gibi bir izlenim bir çok kişi gibi bende de oluştu.

Dilerim yeni gelen Sakarya Valisi'nin de katkılarıyla bundan böyle, kültürel, sanatsal faaliyetler bu basitlik ve kısırlıktan kurtulur. Edebiyat etkinlikleri ve önemli günlerin kutlamaları ve anma törenlerinde, sanatçılar, edebiyatçılar, tarihçiler, ressamlar ve bütün kültür insanları Sakarya'nın bu eksiğini fazlaya çevirecek potansiyele sahiptir. Bu zenginlik, bu potansiyel yokmuş gibi davranıldığı, bir kenara itildiği her daim kaybeden Sakarya olacaktır.

Yazarın yazarlığından, şairin şairliğinden, tarihçinin tarihçiliğinden, ressamın ressamlığından bir şey eksilmez. Ama herkes bilsin ki, ustanın beğenmeyip bir kenara attığı o kırık tuğla, bir başka yapıya duvar olur.

Ali Çetinkaya

Bu yazı 473 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum