Ali Çetinkaya

Ali Çetinkaya


Yaz Kızım Budur Arzuhalimiz

09 Mart 2023 - 12:07

Yol kenarı dinlenme tesisleri. Deprem bölgesinde halka  yüksek fiyattan yemek satmakla gündeme geldi. Beldenin belediyesi de tesisin önünde bedava çorba yemek dağıtarak sanki bir iş yapmış gibi gazetelerde, sosyal medyada boy gösterdi. Sanki bu tesislerin yüksek fiyattan satış yaptığını yeni fark etmişler. Memleketin her yerinde halkı soyuyorlar arkadaş. Sadece deprem bölgesinde değil. Otobüs firmaları da yolcularını yoldurmak için anlaşmış sanki. Gidin Susurluktaki, Pamukova’da, Düzce’de, Bolu’da ve de her yerde dinlenme tesislerine, bırak yemeği çorbayı, bir gözleme, bir ayran kaç lira. Çay bile on liradan aşağı değil. Bilet fiyatları uçmuş. Yakında bayram geliyor, yeni tarifeler yolda.

    Tuvaletten ücret alınması yasaklanmıştı, şimdi hepsi alıyor. Kim ne tutturursa. Afyon Otogarda tuvalet altı lira, Sakarya Otogarda bir lira.  Devlet, belediye tüketici hakları dernekleri hepsi fiyasko. Vatandaş kaz gibi yolunuyor.

     Pandemi döneminde yazmıştım. Zamansız umreye gönderilen vatandaşlar, umre dönüşü üniversite öğrenci yurtlarında karantinaya alınmıştı. Adamlar on- onbeş gün dayanamadılar. Ne berbat yerlerde kaldık dediler. İşte o beğenmediğiniz yerlerde bu memleketin geleceği, gençler kalıyor. Haberiniz var mı? Üstelik çok az bir bölümü kalabiliyor. Kalmak isteyen yüzbinli rakamlarla öğrenci bu yurtlarda yer de bulamayıp kiralık evlerde kalıyor. Tabiî ki öğrenci olunca tarife de iki katına kira uygulanıyor. Sadece bu mu? Sakarya’da mesela 1999 depreminde hasar görmüş ve sonra makyajlanarak kiraya verilmiş evlerde 12 bin civarında öğrenci kalıyor. Olası bir depremde en riskli binalar bu binalar.

     Nereye el atsan mağdur gariban insanlarımız. Telefon faturası, bir ödemeye gör. Hem hizmet durduruluyor, hem ikinci, üçüncü ve sıradaki faturalara ücret devam ediyor. Öde borcunu, bu sefer açma- kapama ücreti. Sanki açmaya iş makinesi gönderiyor.

     Aynı şekilde internet de öyle. Bir sözleşmeyle iki yıl bağlıyor seni. Her ay fatura öde bakalım. Zaten dünyanın en pahalı ve en dandik interneti. Bir fatura ödeme, şak diye hizmeti durduruyor. Ödeyip açtırmazsan hem hizmet durmuş, hem fatura yansıtmaya devam. Bazen internet hizmet veremiyor faturadan fiyat düşmesi gerekir aynı ücreti almaya devam ediyor.

    TEDAŞ ve bizdeki bağlantısı SEDAŞ. En yüksek fiyattan elektrik sattıkları bir yana bu yıl soğuk kış günlerinde yılın bir bölümünü elektrik kesintileriyle geçirdik. Faturalarda acayip ücret bedelleri var. Mesela enerji nakil ücretiymiş. Sanki enerjiyi kamyonla naklediyor. Arkadaş ne doymazmışsınız. Bu enerji hatlarını çoğu yerde TEK döneminde vatandaş  angarya marifetiyle o ağaç direklerinin kuyularını bile kendisi kazdı. 1975 yılıydı. Benim doğup büyüdüğüm köyüm Bakırlı Köyü’nde biz de babamla birlikte iki direk kuyusu kazmıştık. Gidip bakın hala o direkler hizmet veriyor.  Tellere gelince devlet vergilerimizle alıp çekti. Senin ne payın var TEDAŞ-SEDAŞ neyin enerji nakil ücretini faturaya yansıtıyorsun. Bu bir soygun.

     Bütün bunlar devlet gücüyle vatandaşın sırtına yüklenmiş. Hele bir ödeme de gör. İcra marifetiyle, kısaca devletin sopasıyla tahsil ediyorlar.

     Bu şikayetleri dile getireni de mahkemeye ver, hapse at, yada ver tazminat cezasını konuşmasın, şikayet etmesin halinden vatandaş. Yasak. Ne diyeceğiz? Her şey çok güzel! Ekonomik sıkıntılar sırtımıza binmiş. Soğanın bile kilosu 20 liralarda seyrediyor. Bunlar yetmezmiş gibi on milyon sığınmacıya da baktırıyorlar. Çoğu Suriyeli arap. Zaten ekmek bize yetmiyor. Paylaş bakalım. Bunları söyleyince de devlet erkanı kızıyor. Susturmak için sopayı devreye sokuyorlar. Bu yetmez gibi bir de bunları öven devlet erkanı var.

   İnsanın Şair Eşref olası geliyor. Bakın Arabı öven birilerine Eşref ne cevap vermiş.

   “Araplardan ne gördük?
Hüznüm  kederim değil mi belli?
Mest etti beni çifte telli,
Yalelli, yalelli, yalelli…”


    Kime ne desek: keşke şair Eşref bu devirde yaşasaydı.

    “Saltanat erkanına ana avrat sövmüş
     Hak edeni getirmiş taşlamalarla dize.
     Adı üstünde, devir istibdat o zaman;
    EŞREF dünden daha çok, bugün gerekli bize…”

   Vatandaşı soyup soğana çeviren bu yol kenarı dinlenme tesisleri gibi, internet ve telefon şirketleri gibi, elektrik şirketleri gibi şair Eşref’in zamanında da benzer soygun varmış. Bir Yahudi esnaf Eşref’i kazıklamış.  Bakın nasıl dile getirmiş.

    “Hazır esvap satan Yahudtan birisi
      Bana bir kaşkariko oynadı külliyetle
      S….dim ecdadını amma nideyim?
      Sadrazam gücenir  gayreti milliyetle…”


   Kısacası bu  yolunma hadiseleri  ve benzeri vakalar huzur bırakmıyor insanda.  Biz halkı bir yana bırak,  devletin önemli köşe başlarını tutan arkadaşlarda da huzur yok. Mesela adamı Kızılay başkanı yapmışlar. Emrine bir çok yardımcı ve de görevli vermişler. İş isteyen yok,  makam arabası, şöför, sekreterler, boğazda en kralından ofis, beş milyon sorgusuz harçlık, üç yüz bin lira maaş. Adamlarda gene huzur yok. Huzur bulmak için ayrıca yüz seksen bin daha huzur hakkı  alıyor gene huzur yok .  Vatandaş sefilleri oynarken nasıl huzur bulsun.

      Düzelir  elbet bir gün her şey,

      Bir güneş bekliyor umutlar kar altında.

Yaz kızım arzuhalimizi. Bu da böyle biline.

Ali ÇETİNKAYA

Bu yazı 595 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum